MASUM insanlara “deli deli küpeli” benzeri yargılamalarla 6 yıl 3 aydan başlayan cezalar verildi. Mahkemeler sıradan insanlardan terörist imal etme yeri oldu.

Emekli Yarbay Mehmet Alkan Yazdı: Virüs ve İnfaz Yasası

Emekli Yarbay Mehmet Alkan, siyasetin gündeminde yer alan korona virüs nedeniyle çıkarılacak infaz yasasının 15 Temmuz ile bağlantısını değerlendirdi.

Emekli Yarbay Mehmet Alkan Yazdı: Virüs ve İnfaz Yasası

Cezaevleri sırf iktidara yandaş olmadığı için, fikrini söylediği için, twit attığı için, barış dediği için, yasal ve rutin faaliyetleri suç sayıldığı için terörist ilan edilen masum ve mağdurlarla doludur ve virüs nedeniyle çıkacak olan infaz yasasından ilk yararlanması gerekenler bunlardır.

Akp iktidarının önemli övünç kaynaklarından birisi de ülkeye büyük ve yüksek güvenlikli cezaevleri kazandırmış olmasıdır. Son on yılda yapılan cezaevi sayısı 139, toplam sayı ise 381’dir. Yolsuzluk yapmak için yol yapanlar bu konuyu da ranta çevirmişlerdir. Adalet Bakanlığı Kamu İhale Kanununda,  asıl ihale yöntemi olan açık ihale yerine, ancak “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi önceden öngörülemeyen ve tüm bunların yanında aciliyet gerektiren durumlarda” uygulanabilen pazarlık usulüyle yandaş müteahhitlere milyarlarca lira akıtılarak onlarca yeni cezaevi yaptırmıştır/yaptırmaktadır (Bu konuda bkz.: Çiğdem Toker, Kamu İhalelerinde Olağan İşler, Tekin Yayınevi).

Öncelikle belirtmek gerekir ki burada övünülecek bir şey yoktur. Cezaevlerine duyulan ihtiyacın artması iktidarın kendinden görmediği herkesi düşman olarak gören politikalarının, yargıyı korkutma ve cezalandırma aracı olarak gören uygulamalarının sonucudur. Seçim meydanlarında “her şey insan için, insanı yaşat ki devlet yaşasın” benzeri sloganları ağızlarından düşürmeyen bozuk zihniyetli bazı zavallı milletvekilleri cezaevlerini “bölgeye yatırım ve istihdam, bir nevi bacasız sanayi” olarak gördüklerini açıklamaktan da geri kalmamıştır.

15 Temmuzda darbe başarısız olmuştur ama 20 Temmuzda ilan edilen OHAL süreciyle darbe günlerini mumla aratan uygulamalar başlamıştır. Resmi açıklamaya göre yaklaşık 600 bin kişi terör soruşturmasına uğramıştır. Hukuksuz uygulamalar sonucunda cezaevleri dolup taşmış, ek yatak ranza uygulamalarıyla kapasitenin iki katından fazla insan cezaevlerine tıkılmıştır.

Araptan çok Arapçı, ümmetçi iktidarın iktidardan çok iktidarcı sözde milliyetçi yandaşının 2 yıl önce ortaya attığı, cezaevlerindekileri büyük beklentiye sokan, af söylentileri Bahçeli’nin değil ama corona virüsün etkisiyle nihayet gerçekleşecek gibi.

Basında yer alan haberlere göre af değil infaz indirimi getiren düzenleme birçok suçu kapsamıyor. Bu noktada itirazımız var: Şöyle ki, bu düzenlemenin asıl nedeni salgın hastalık olduğuna göre suçu ne olursa olsun tüm mahkûmların hayatı devletin sorumluluğunda olduğundan ayrım yapılması kabul edilemez. Burada özellikle üzerinde durmak istediğim güncel siyasi davalardır. Yargı değil iktidar tarafından verilen fetö adıyla kodlanan bu davalar terör davaları değil siyasi davalardır.

Ben de bu siyasi davada yargılandım beraat ettim ancak savcı “bir şey bulamadıysak o halde bu adam kriptodur” diyerek ben de “suç olmadığından değil delil yetersizliğinden verilen karara gerekçe yönünden” itiraz ettiğimden süreç istinaf aşamasında devam ediyor. Yüzbinlerce kişi bu siyasi davalarda yargılanmaya devam ediyor.

Teröristlikle suçlanan insanlara baktığınızda; öğretmen, doktor, hakim/savcı, subay/astsubay/ askeri öğrenci, polis, bürokrat, esnaf, işadamı, ev kadını, öğrenci ağırlıklı olduğunu görüyoruz.

Terör suçu denilen eylemlere baktığımızda; tamamen yasal ve rutin faaliyetlerin terör suçu sayıldığını, ceza kanunlarında önceden suç olarak tanımlanan hiçbir düzenlemeye uymadığını görüyoruz.

Daha açık bir ifadeyle; insanların 15 Temmuzdan önceki hayatları, sosyal, yasal ve rutin faaliyetleri 20 Temmuzda önlerine terör suçu olarak konulmuştur. Oysa suç oluşturan bir eylem işlendiği andan itibaren suçtur, sonradan suç olmaz, olamaz yasal ve rutin faaliyetler suç olmaz, olamaz. Ama bu insanlara “deli deli küpeli” benzeri yargılamalarla 6 yıl 3 aydan başlayan cezalar verildi. Mahkemeler sıradan insanlardan terörist imal etme yeri oldu.

Oysa daha yakın zamanda basında yer alan ve yalanlanmayan haberlere göre; 18-20 yaşlarındaki kız öğrenciler “terör örgütünü yeniden kurmak” gibi saçmalıklarla gözaltına alındı, yine iddialara göre emniyette işkence ve eziyetlere maruz kaldılar, kötü muamelenin yeni bir şekli olan “itirafçılığa” zorlandılar ve kabul etmeyenler Akp’nin özel görevli sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklandı.

Cezaevlerindeki kadın ve yanındaki bebek sayısı belki Cumhuriyet tarihindeki toplam sayıyı defalarca katladı. Birilerini 28 Şubatta “başörtülü bacımı” ikna odasına almakla suçlayanlar, ellerine ekmek bıçağından başka silah almamış, görmemiş binlerce başörtülü bacımı terörist olarak cezaevlerine aldılar.

Bu insanların bir kısmı 3 yılı aşkın tutuklu ve bir yıl sonra zaten cezaları infaz edilmiş olacak. Suç oluşturan hiçbir eyleme katılmamış, hiçbir şiddet eylemine katılmamış insanlar yıllardır cezaevinde çile çekerken gözü yaşlı analar, eşler ve çocuklar bir umut bu yasayı bekliyor. Maalesef ki bir kısım art niyetli gazeteci kılıklılar da yasanın bu şekilde çıkması için haberler yaparak fiili bir durum ve dayatma yapmaya çalışıyorlar.

Netice olarak; cezaevlerindeki tüm tutuklu ve mahkûmların yaşamı devlete emanettir. Sağlıktan kaynaklı bir durumda ayrım yapılması doğru olmayacaktır. Bazı suçlar için adli kontrol, elektronik kelepçe, ev hapsi gibi farklı tedbir ve muafiyet alınması mümkünse de özellikle siyasi dava olarak nitelediğim davalarda hiçbir tedbir ve muafiyet kabul edilemez. Terörün olmazsa olmazı şiddettir, bu kişilerin şiddet içeren bir eylemi yoktur. Hırsızlık yapmamışlar, gasp yapmamışlar, dolandırıcılık yapmamışlar, kimseyi yaralamamışlardır. Dolayısıyla böyle bir düzenlemeden ilk yararlanması gerekenler kolluk ve yargı tarafından adeta zorla örgüt üyeliği dayatılan bu kişilerdir. Hukuka ve mevzuata aykırı oldukları için uzun vadede toptan düşecek olan bu davalarda insanların çektiği çileler yeter. İnsan hayatından giden bir günlük özgürlüğün dahi telafisi mümkün değilken insanların yıllarını çalmaya kimsenin hakkı yoktur. El insaf el vicdan…

İşte İnfaz Paketi… Kesinleşti… Yaklaşık 100 Bin Mahkuma Tahliye….

AKP’nin koronavirüs salgını sonrasında cezaevlerini rahatlatmak amacıyla hızlandırarak yeniden gündeme getirdiği infaz paketinde dikkat çeken düzenlemeler yer alıyor.

  • GÜNCEL
  • 22 Mart 2020 Pazar 14:43
İşte İnfaz Paketi... Kesinleşti... Yaklaşık 100 Bin Mahkuma Tahliye....

AKP’nin koronavirüs salgını sonrasında cezaevlerini rahatlatmak amacıyla hızlandırarak yeniden gündeme getirdiği infaz paketinde dikkat çeken düzenlemeler yer alıyor.

AKP, yaklaşık 100 bin mahkumun tahliyesiyle sonuçlanacağı konuşulan; infaz ve denetimli serbestliği içeren 3. yargı paketini haftaya muhalefet partilerine sunacak.

“İŞTE İNFAZ PAKETİ”

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya ise, bugünkü köşesinde, “İşte infaz paketi” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Sarıkaya, paketle ilgli detaylar verdiği yazısında, söz konusu pakete CHP’nin ve MHP’nin de destek verdiğini ifade etti.

Muharrem Sarıkaya, yazısına şöyle başladı:

Cezalarda indirim yapan 3. Yargı Paketi, AK Parti’nin ittifak ortağı MHP ve muhalefetle yaptığı görüşmeler sonrası dün itibarıyla kesinleşti.

Düzenleme ile 1 Mart 2020’den önceki suçlarda infaz kurumunda geçirmesi gereken süreden ½ oranında indirim yapılacak ve denetimli serbestlik de bir defaya mahsus olmak üzere 3 yıl uygulanacak.

Böylece MHP’nin 5 yıllık önerisi de Cumhur İttifakı arasında yapılan uzlaşı ile denetimli serbestliğin 3 yıla indirilmiş oldu.

Ayrıca yine MHP’nin önerisi ile istisna suçlar arasında daha önce yer bulan, Uyuşturucu Kullanma ve Bulundurma ile Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti suçu da kapsam içine alındı.

Bu suçu işleyenler de indirimden yararlanacak.

Yapılan bir diğer yeni düzenleme ile örgüt lideri olmamak kaydıyla 60 yaşından büyük hasta her mahkum denetimli serbestlikten yararlanacak ve bu kişilere 4 yıl olarak uygulanacak.

Ayrıca yargılamada reform yapılarak evde infaz uygulamasına geçilecek ve yaşlılar ile hamileler cezalarını evlerinde çekebilecek.

Pakette daha önce yer alması beklenen bazı maddeler de ayıklandı; Terörle Mücadele Yasası’nın 7’nci maddesinin 2. fıkrasında yer bulan terör örgütlerini övme suçuna ilişkin cezaların da temyize götürülmesine olanak sağlayan düzenleme paketten çıkarıldı.

Kapsam içine alınmayan mükerrer suçlara ilişkin indirim oranı da tüm eleştirilere karşın düzenlemede aynı kaldı.”

İNDİRİM NASIL HESAPLANACAK

Koronavirüs ile beraber paketin hızlandırıldığının altını çizen Sarıkaya, yazısına şöyle devam etti:

“Adalet Bakanlığı ve AK Parti’nin üzerinde çalıştığı üçüncü yargı paketi, Covid-19 salgını nedeniyle hızlandırıldı.

Kapasitesinin 100 bin üzerine çıkan cezaevlerinde boşalmayı sağlamak amacıyla infaz kurumunda kalma süresini indirmeyi hedefleyen düzenleme üzerinde Cumhur İttifakı bileşenleri AK Parti ve MHP dün itibarıyla uzlaştı.

MHP’nin daha önce getirip, AK Parti’nin soğuk baktığı için geri çektiği cezadan infaz hükümlerine göre, çekmeleri gereken toplam ceza süresinden 5 yıl indirilmesini öngören öneri pakette farklı şekilde düzenlendi.

Bu kapsamda mevcut yasada infaz kurumunda geçirilmesi gereken süreden 2/3 oranında yapılan indirim, ½’ye yükseltildi.

Mevcut kanunda 1 yıl olan denetimli serbestlik süresi de MHP’nin önerisi dikkate alınarak 1 Mart 2020’den önceki cezalarda 3 yıl uygulanacak.

1 Mart 2020 sonrası suçlarda ise bir kişinin infaz kurumunda geçirmesi gereken süresinin ½’si düştükten sonra, geri kalan cezasının 1/5’i denetimli serbestlik olarak düşülecek, 4/5 hapiste kalacak.

Örneğin 1 Mart 2020 öncesi hüküm almış kişinin infaz kurumunda geçirmesi gereken süre 6 yıl ise cezası önce yarıya indirilip 3 yıla düşecek, 3 yıl da denetimli serbestlik olduğu için hapisten salınacak.

Bu kişi 1 Mart 2020 sonrası hüküm almışsa, 6 yıl yarıya inecek, kalan 3 yılın 1/5’i olan 7 ay 6 gün denetimli serbestlik olarak inecek; 2 yıl 4 ay 24 gün hapis yatacak.

Veya 20 yıl cezası olan mahkum eğer1 Mart 2020’den önce hüküm almışsa, infaz kurumunda kalması gereken süreden ½ oranında indirilecek, ceza 10 yıla inecek; bundan da 3 yıl denetimli serbestlik düşülecek ve yatması gereken süre 2 yıla inecek.

Bu tarihten sonraki suçlarda ise denetimli serbestlik 1/5 olarak uygulanacak.

Buna göre 20 yıl ceza alan kişinin cezası ½ indirilip 10 yıla düşecek, bunun denetimli serbestlik için getirilen 1/5’i olan 2 yıl düşülecek, 8 yıl hapiste kalacak.”

HER SUÇLU CEZAEVİNİ GÖRECEK

Yeni düzenlemeyle; yargılama safhasında “adli ve idare disiplinsizliği yoktur” diye iyi hal indirimi uygulanmayacağını vurgulayan Sarıkaya, yazısını şöyle sürdürdü:

“Düzenlemenin bu hale gelmesindeki amaç, mahkeme kapısından salıverilme olayına son vermeyi amaçlıyor.

Buna göre diyelim ki bir kişi bir ay bile hapis alsa cezaevinde kalacak; önce cezası ½ oranında düşürülüp 15 güne inecek, bunun da 1/5’i olan 3 gün denetimli serbestlik olarak uygulanacak ve 12 gün hapis yatacak.

Oysa daha önce bir yıldan az ceza alanların hepsi paraya çevriliyor ve hapishane yüzü görmeden mahkeme kapısından ayrılıyordu.

İYİ HAL İÇİN DE YENİ DÜZENLEME

Paket iyi hale ilişkin de düzenleme getiriyor.

Daha önce mahkeme sırasında eğer adli, ancak iyi hal uygulamasını baştan indirilmek yerine, 6 aylık denetimler sonucu yerine getirilecek.

Bu amaçla kurulan ancak çalışmayan infaz hakimlikleri kapsama alınacak, ayrıca Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu’nun “dışarıda yeniden suç işlemeye yatkınlığını içeren” raporları da iyi hal için geçerli olacak.

Daha yargılama safhasında adli ve idare disiplinsizliği yoktur diye iyi hal indirimi uygulanmayacak.”

HAMİLE VE 60 YAŞ ÜSTÜNE EV HAPSİ

CHP ve MHP’nin pakete olumlu baktıklarını ve destek vereceklerinin altını çizen Sarıkaya, şöyle devam etti:

Düzenleme reform niteliğinde bazı yeni düzenlemeleri de getiriyor.

En yeni düzenleme de terör örgütü yönetici olmamak kaydıyla 60 yaş üstünde bakıma muhtaç durumda olan veya sürekli hastalığı bulunanlar tam teşekküllü hastaneden rapor almak kaydıyla cezalarını evlerinde çekebilecek, bu kişiler için denetimli serbestlik bir defaya mahsus olmak üzere 4 yıl uygulanacak.

Ayrıca 65 yaş için 1 yıl, 70 yaş için 2 yıl, 75 yaş üstü ve hamileler için 4 yıla kadar kalan cezanın evde çekmesi hükmü de getirildi.

Eğer cezasının bitmesine 4 yıl kalmış ve 75 yaşına ulaşmış ise infaz süresini evinde tamamlayacak.

Bunun için elektronik kelepçe yöntemi uygulanacak.

Bir yeni düzenleme de infazın geriye bırakılmasına ilişkin; mahkumiyeti 10 yılın altında ise 6 ay infaza ara verilebiliyordu, bu süre bir yıla çıkacak.

MHP VE CHP’DEN DESTEK

MHP 5 yıllık teklifini geri çekerken, lideri Devlet Bahçeli infaz düzenlemesi ile ilgili olarak, “AK Parti ikinci yargı paketini TBMM’den geçirecek siyasal çoğunluğa sahiptir” demişti.

Yeni pakette MHP’nin de önerileri dikkate alındı.

Geçmişteki 5 yıllık indirim düzenlemesinin hazırlayıcılarından MHP’nin Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız dünkü sohbetimizde görüşmelerini tamamladıklarını ve pakete destek vereceklerini bildirdi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de önceki gün yaptığı açıklamada cezaevlerinin kapasitesini çok aştığını belirterek pakete olumlu baktıklarını açıklamış ve eklemişti:

“Burada konuya yaklaşımımız, tarihsel yaklaşımımızla uyumludur. Türkiye’deki cezaevlerinin kapasite sorunu vardır. Cezaevlerinde insanlık dışı bir infaz sistemi uygulanmaktadır. Yapılacak düzenlemeye olumlu katkı vereceğiz. Temel yaklaşımımız, reddedici değildir, uzun süredir yaptığımız çağrının karşılık bulduğunu görüyoruz. Üzerinde çalışacağız ve olumlu katkı sağlayacağız.”

KAPSAM DIŞI SUÇLAR:

Muharrem Sarıkaya, yazısını şöyle noktaladı:

Paket ile getirilen infaz indiriminden yararlanamayacak suçlar ise şöyle:

“Terör suçları, örgütlü terör suçları, kasten adam öldürme, cinsel istismar, kadına ve çocuğa şiddet, soykırım suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, insan üzerinde deney suçu, organ ve doku ticareti, reşit olmayana cinsel istismar, çocukların cinsel istismarı suçu, devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik fiiller, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs, TCK’nın 76’ncı maddesinde düzenlenen (Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, eziyet veya köleleştirme, kişi hürriyetinden yoksun kılma, bilimsel deneylere tabi kılma, zorla hamile bırakma, zorla fuhşa sevk etme) suçların tamamı her türlü eziyet, işkence, Atatürk aleyhine işlenen suçlar ve Orman Kanunu’na aykırı suçlar…”

Milletvekili Gergerlioğlu: Sağlık Bakanına KHK’lıların Durumunu Anlattı

Milletvekili Gergerlioğlu: 2016 yılında ilan edilen OHAL sonrasında en az 15 Bin Sağlıkçı Kamu Emekçisi işlerinden edilmiş ve sivil ölüme mahkûm edilmişlerdir

  • GÜNCEL
  • 22 Mart 2020 Pazar 18:43
Milletvekili Gergerlioğlu: Sağlık Bakanına KHK'lıların Durumunu Anlattı

2016 yılında ilan edilen OHAL sonrasında 140 Bin civarında Kamu Emekçisi işlerinden edilmiş ve sivil ölüme mahkûm edilmişlerdir. Bu kamu emekçileri içerisinde yaklaşık 15 Bin civarında Tıp doktoru, profesör, doçent, uzman, pratisyen, yoğun bakım uzmanı, acil çalışanı hemşiresağlık memuru ve bunlar gibi sağlık sisteminde çok önemli işler yapan sağlık emekçileri de işlerinden edilmiştir. OHAL Sonrası çıkarılan 7145 Sayılı Kanun çerçevesinde halen ihraçlar devam etmektedir. Bu ihraç verileri kişiye yapıldığı Resmî Gazetede yayınlanmadığı için tam sayı bilinememektedir. Bütün KHK’lılar herhangi bir kamu sektöründe çalışmazken Sağlık Emekçileri için özelde kamu hizmetinde çalışabilme imkânı sağlanmıştır. Bu imkân bir lütuf değildir. Herkes biliyordu ki bu kadar sağlık çalışanı olağan dönemde bile sağlık sisteminden çekilirse oluşacak boşluk giderilemeyecekti.

Pek çok sağlık emekçisi yüksek enfeksiyon riski altında çalışıyorken yakınlarını da virüsle enfekte etmektedirler. Bu kadar yoğun çalışmaya bu kadar az personelle yetişmek ilerleyen günlerde daha da imkânsız bir hal alacaktır.

Olağan dönemlerde bu sıkıntılar yaşanıyorken içinde bulunduğumuz CoronaVirüs tehlikesi içerisinde büyük bir fedakârlık içerisinde çalışan mevcut emekçi sayısıyla bu sürecin götürülmesi imkansızdır. Her akşam saat 21.00 de bu fedakâr emekçileri sadece alkışlamak en basit tabirle akılla alay etmektir. Hükümet anlaşılan yaşanan sorunun temeline inmek yerine olayı sadece Show alanında tutmaya çalışmaktadır. Bize ulaşan bilgilere göre pek çok hastanede sağlık emekçileri maske ve eldiven bile bulamıyor çoğu kendi imkanlarıyla fahiş fiyatta bu steril ürünleri satın alıyor. Bu arada da biz Bulgaristan Sağlık Bakanı Yardımcısı Dr. Boyko Penkov’dan , 50 bin maske, 100 bin koruyucu tulum ve 100 bin gözlüğün Sofya’ya Türkiye’den gönderildiğini öğreniyoruz. Yine pek çok sağlık emekçisi yüksek enfeksiyon riski altında çalışıyorken yakınlarını da virüsle enfekte etmektedirler. Bu kadar yoğun çalışmaya bu kadar az personelle yetişmek ilerleyen günlerde daha da imkânsız bir hal alacaktır.

İhraç edilen sağlıkçılar dışında başka bir mağduriyette Güvenlik Soruşturması sebebiyle ataması bekletilen hekim ve sağlık çalışanlarının durumudur. Bu arkadaşlarımızdan 10 aydır güvenlik soruşturması sonucunu bekleyenler vardır. Bu konuda Anayasa Mahkemesinin kararı olmasına rağmen hukuksuzca pek çok arkadaşımız bekletilmektedir.

Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’yı aradım KHKlı Sağlık Emekçilerinin durumunu anlattım.

Ben bu yaşanan sıkıntıları ve çözüm önerilerimizi iletmek için Cumartesi günü Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’yı aradım. Kendisine; KHKlı Sağlık Emekçilerinin durumunu, güvenlik soruşturması sebebiyle atama bekleyen yeni hekimlerin ve sağlık emekçilerinin durumunu, CoronaVirüs üzerine araştırmaları olan Genetikçi KHKlı Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı gibi CoronaVirüs gibi hastalıklarla mücadele edecekken âtıl durumda olan arkadaşlarımızın durumunu anlattım. Kendisi de bu durumların farkında olduklarını, Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı ile Pazartesi görüşüleceğini, pandemi hastanelerinde KHKlı sağlık çalışanlarının görevlendirilebileceğini tarafıma iletmiştir.

Sağlık Çalışanları başta olmak üzere bütün KHKlılar  işlerine acilen derhal geri dönmelidir!

Bizim hükümetten en temelde isteğimiz haklı oldukları bu süreçte sağlık çalışanları başta olmak üzere bütün KHKlıların işlerine acilen derhal geri dönmeleridir. Bu sağlık çalışanlarının ve diğer KHKlıların soruşturmalarının Anayasaya da aykırı olan KHKlardan çıkarılarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde yapılması ve karara bağlanması gerekir. Hukuksuzluğu Anayasa Mahkemesi kararıyla kesinleşen Güvenlik Soruşturması uygulamasına derhal son verilip sadece arşiv taraması yapılarak sağlık emekçileri derhal göreve başlatılmalıdır. Sağlık Çalışanlarını her akşam alkışlamakla olmaz! Bu emekçilerin dinlendirilmesi, riskli olanların virüsle etkin mücadeleden çıkarılması ve can sağlıklarının güvence altına alınması gerekir. Eğer uyarılarımız ve önerilerimiz dikkate alınmazsa süreçten en başta Hükümet sorumludur. Süreç böyle devam ederse Hükümet Tarih önünde de halkın önünde de büyük bir sorumsuzluğun parçası olur.

Hamza Gür

Hamza Gür

Aman Dikkat: Sokağa Çıkma Yasağına Uymayan 65 Yaş Üstü Vatandaşlara Verilecek Ceza Belli Oldu…

Türkiye genelinde 65 yaş ve üstü olanlar ile kronik rahatsızlığı bulunanların ikametlerinden dışarı çıkmalarının, park, bahçe gibi açık alanlarda dolaşmalarının sınırlandırıldığını duyurdu.

  • GÜNCEL
  • 22 Mart 2020 Pazar 12:52
Aman Dikkat: Sokağa Çıkma Yasağına Uymayan 65 Yaş Üstü Vatandaşlara Verilecek Ceza Belli Oldu...

Erzincan Valisi Ali Arslantaş Twitter hesabından yaptığı paylaşımda koronavirüs tedbirleri nedeniyle 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma yasağını ihlal eden vatandaşlara verilecek cezayı duyurdu.

İçişleri Bakanlığı, corona virüs salgını nedeniyle Türkiye genelinde 65 yaş ve üstü olanlar ile kronik rahatsızlığı bulunanların ikametlerinden dışarı çıkmalarının, parkbahçe gibi açık alanlarda dolaşmalarının sınırlandırıldığını duyurdu.

Erzincan Valisi Ali Arslantaş sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yasağı ihlal durumunda 3 bin 150 TL ceza ve Türk Ceza Kanunu’nun 195’inci maddesine göre TCK 195’e göre suç duyurusunda bulunulacağını açıkladı.

Koronavirüs Nedeniyle İcra İflas Takipleri Durduruldu….

Son dakika… Türkiye’de Koronavirüs tedbirleri kapsamında tüm icra ve iflas takipleri 30 Nisan’a kadar durduruldu.

  • EKONOMİ
  • 22 Mart 2020 Pazar
Koronavirüs Nedeniyle İcra İflas Takipleri  Durduruldu....

Son dakika… Türkiye’de yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle Cumhurbaşkanı kararıyla nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere, tüm icra ve iflas takipleri 30 Nisan‘a kadar durduruldu

TÜM İCRA VE İFLAS TAKİPLERİ DURDURULDU

Cumhurbaşkanı kararı 22 Mart 2020 Tarihli ve 31076 Sayılı Resmi Gazete‘de yayımlandı. Kararda, “Nafaka alacaklarına dair icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulamasına karar verilmiştir” denildi.
 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *