CIA ile BND’nin kurduğu şirket Türkiye dahil 130 ülkeye kripto cihaz sattı, hükümetleri dinledi

CIA ile Almanya dış istihbarat servisi BND’nin kripto cihazlarla 130’dan fazla ülkeyi yıllarca izlediği ortaya çıktı. İki istihbarat örgütünün bu olay için gizli sahibi olduğu ve kripto cihazlar satan İsviçre merkezli Crypto şirketini paravan olarak kullandığı belirtildi. Dinlenen ülkeler arasında Türkiye’de bulunurken kripto cihazların halen 12’den fazla ülkede kullanıldığı aktarılıyor.

ABD merkezli The Washington Post gazetesi, Almanya’nın kamusal yayın kuruluşu ZDF ve İsviçre’nin kamusal radyo televizyonu SRF’nin ortak araştırma haberiyle 130’dan fazla ülkede hükümetlerin şifreli haberleşmelerinin yıllarca izlendiği belirlendi. Haberlerde 1970-1993 yılları arasındaki operasyonlar anlatıldı.

BND ve CIA’in çalışanları tarafından hazırlanan belgelere dayandırılan haber, üç medya kuruluşunun #Cryptoleaks (Crypto sızıntıları) etiketi altında yayımladı. Haber için 280 sayfa belgenin incelendiği aktarıldı.

NATO müttefikleri dahil 130’dan fazla ülke

CIA ile BND ajanları  bu süreçte Crypto AG’nin şifreleme makineleri sattığı istihbarat servislerinin iletişimlerini takip ediyordu, böylece onların tüm sırlarına vakıf oluyordu.

Listedeki ülkeler arasında Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Umman, Katar, İran, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Libya, Mısır, Cezayir, Fas, Tunus, Etiyopya, Nijerya, Güney Afrika, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Birmanya (Myanmar), Filipinler, Malezya, Tayland, Japonya, Güney Kore, Endonezya, Arjantin, Şili, Brezilya, Kolombiya, Meksika, Peru, Uruguay ve Venezuela bulunuyor.

Türkiye de dinlenen ülkeler arasında

Belgelere göre aralarında Avrupa ülkelerinin de bulunduğu çok sayıda ülkenin diplomatik ve askeri haberleşmesinin kapsamlı olarak izlendiği tahmin ediliyor. Belgelerde İspanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan ve Türkiye gibi NATO müttefiklerinin de olması dikkati çekiyor.

Ortaya çıkarılan dinleme operasyonuna CIA’in Minerva, BND’nin de Rubikon adını verdiği belirtiliyor ve belgelerde bu operasyonun İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde en başarılı istihbarat faaliyeti olarak değerlendiriliyor.

Belgelere göre manipüle edilmiş cihazların en büyük alıcısı Suudi Arabistan ve İran. Alman ve Amerikan gizli servislerinin Tahran’daki 1979 tarihli ABD Büyükelçiliği baskının olduğu dönemde dahil, İran hükümetinin gizli görüşmelerini on yıllar boyunca dinlediği aktarılıyor.

Elde edilen belgelere göre iki gizli servisin önceden haberdar olduğu olaylar arasında Şili Devlet Başkanı Salvador Allen’nin 1973 yılında devrilmesi de var. Ayrıca bu iki istihbarat servisinin Arjantin’deki askeri cuntanın ağır insan hakları ihlalleri konusunda da haberdar olduğu öğrenildi.

Dünyada 120’den fazla ülkenin güvenli haberleşme için bu şirketin tekniklerini kullandığı kaydedilen haberde, Die Cyrpto International Group adlı bir şirketin 2018 yılında Cyrpto AG’nin isim haklarını aldığına işaret edildi ve bunun endişe verici olduğu değerlendirmesi yapıldı. Ancak konuyla ilgili görüşü alınan şirketin ise BND, CIA ve Crypto AG ile bir bağlarının olmadığını söylediği de aktarıldı.

“Yüzyılın istihbarat darbesi”

Bir CIA raporunun paylaşıldığı haberde, operasyona ilişkin şu ifadeler kullanılıyor:

“Yüzyılın istihbarat darbesi… Yabancı hükümetler en gizli iletişimlerinin en az iki (ve muhtemelen beş-altı kadar) yabancı ülke tarafından okunması gibi bir imtiyaz için ABD ile Batı Almanya’ya iyi para ödedi.”

CIA’in ‘Minerva’, BND’nin ‘Rubicon’ kod adını verdiği ve on yıllarca sürdürdüğü bu operasyonun Soğuk Savaş’ın en sıkı saklanan sırlarından biri olduğu belirtildi. Bu operasyondan İsviçre istihbarat servisleri de haberdardı.

Hâlâ 12’den fazla ülkede kullanılıyor

BND’nin talebiyle Alman sanayi devi Siemens’in Crypto AG ile işbirliği yaptığı, BND’nin 1990’ların başında ifşa olma korkusuyla operasyondan çıktığı, CIA’in ise şirketin hisselerini ancak 2018’de sattığı aktarıldı. Ama Crypto AG ürünlerinin hâlâ 12’den fazla ülkede kullanıldığı kaydedildi.

Haberde ABD ve Batı Alman istihbarat servislerinin on binlerce kişinin katledilmesini bilmelerine rağmen seslerini çıkarmadıklarının altı çizildi.

“Rubicon kesinlikle dünyanın daha güvenli olmasını sağladı”

ZDF’nin görüş aldığı Helmut Kohl’un başbakanlığı döneminin Alman gizli servisleri koordinatörü Bernd Schmidbauer, “Rubicon kesinlikle dünyanın bir nebze daha güvenli olmasını sağladı” savunmasını yaptı.

ZDF’nin bu yorumla ilgili görüşünü aldığı İngiliz Warwick Üniversitesi’nin Uluslararası Güvenlik dalı profesörü Richard J. Aldrich, “Orası çok tartışılır, ama muhtemelen tarihin en önemli istihbarat operasyonuydu, gelmiş geçmiş en cüretkar ve skandal operasyonlardan biri” dedi.

Yargıya baskı, deşifre oldu

Tr724 Haber Merkezi -11 Şubat 2020 

HABER | İLKER DOĞAN

Hakimler ve Savcılak Kurulu’nun uyuşturucu baronu İranlı Naci Şerifi Zindaşti’nin apar topar tahliyesiyle ilgili soruşturması, iktidarın yargı üzerindeki baskısını da gözler önüne serdi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan hakim ve savcılar, uyuşturucu baronunun tahliyesi için AKP’li Burhan Kuzu tarafından defalarca arandıklarını söyledi. HSK soruşturma dosyasına giren ifadelere göre Kuzu, hakim ve savcıları Saray’dan ‘Başdanışman’ sıfatıyla da telefonla arayarak, hakkında ciddi deliller bulunan Zindaşti’nin tahliyesi için hakimlere baskı yapmış.Zindaşti ilk gözaltına alındığında tutuklama kararı veren  İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimi Ersin Ö., Kuzu’nun avukatının bizzat odasına gelerek emri vaki bir şekilde ‘tahliye’ istediğini söyledi. Soruşturmada ‘tutuklama’ isteyen savcı Ercan Devrim ise, “Tahliye kararı veren hakim Cevdet Özcan, bana ‘Üzerimde çok baskı var’ dedi. Nereden olduğunu sorduğumda ‘Ankara’dan Burhan Kuzu sürekli arıyor’ şeklinde yanıtladı.” diyor ifadesinde. Tahliye kararının altında ismi olan Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan da Burhan Kuzu’nun kendisini defalarca aradığını itiraf etti ancak kendisini, “F.tö bana kumpas kurdu!” diyerek savundu.
Uyuşturucu ticareti yaptığı ileri sürülen İranlı Naci Şerifi Zindaşti, geçtiğimiz yıl tutuklanmış ancak 6 ay sonra tahliye edilmişti. Dünyanın sayılı uyuşturucu kaçakçılarından biri olarak bilinen Zindaşti, ayrıca bir çok cinayette azmettirici olmakla suçlanıyordu. Zindaşti’nin tahliye kararının kamuoyunda tepki çekmesi üzerine yeniden yakalama kararı çıktı. Ancak Zindaşti, çoktan kayıplara karışmıştı!

Uyuşturucu baronu İranlı Naci Şerif Zindaşti’nin tartışmalı tahliyesi, AKP rejiminin yargıya yönelik baskısının hangi boyutlarda olduğunu göstermesi açısından önemli. Zindaşti ve adamları Nisan 2018’de gözaltına alınmıştı. 2014’te kızı ve şoförünün öldürülmesinin ardından bir çok intikam cinayetinin azmettiricisi olduğu öne sürülüyordu. Zindaşti ismi aslında ilk olarak, 24 Eylül 2007’de Büyükçekmece’de düzenlenen operasyonda 75 kilo eroinle yakalanıp tutuklanmasıyla gündeme gelmişti. Gemilerle uyuşturucu ticareti yaptığı önü sürülen Zindaşti, dünyanın sayılı uyuşturucu baronlarından biri olarak gösteriliyor.GECE YARISI KARARIYLA APAR TOPAR TAHLİYE
Zindaşti ve adamları somut deliller ve ‘kuvvetli suç şüphesi’yle İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimi Ersin Ö. tarafından tutuklandı. Ancak ne olduysa bundan sonra oldu. İddiaya göre AKP’li Burhan Kuzu devreye girdi ve Zindaşti’nin tahliyesi için dosyanın önüne gelmesi muhtemelen bütün hakim ve savcıları aradı. Ve Zindaşti ile 3 adamı sadece 6 ay sonra 19 Ekim 2019’da İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimi Cevdet Özcan tarafından ‘apar topar’ tahliye edildi.SADECE 3 SAATTE SIRRA KADEM BASTI!
Kuvvetli suç şüphesine rağmen verilen tahliye kararı kamuoyunda kısa sürede büyük yankı uyandırdı. Soruşturma savcısı Ercan Devrim karara itiraz etti. Ve dosyayı ele alan İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimi tekrar tutuklama kararı çıkartı. Ancak iş işten geçmişti; Zindaşti ve adamları iki mahkeme arasındaki 4 saat gibi kısa sürede sırra kadem bastı. Tahliye kararı veren hakim hakkında hazırlanan iddianamede 3,5 milyon dolar rüşvet aldığı ileri sürülüyor. (Sabah Gazetesi-3 Şubat 2020)HERKES AYNI İSMİ VERİYOR: BURHAN KUZU!
Zindaşti ve adamlarını kayıplara karışmasının ardından tahliyenin arkasında AKP’li Burhan Kuzu’nun olduğu iddiaları gündeme geldi. Ancak Kuzu, söz konusu iddiaları yalanladı. Kamuoyunda tepkilerin artması üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu soruşturma başlattı. HSK müfettişleri tahliye kararına imza atan Hakim Cevdet Özcan ile 2 tanık hakimin ifadesini aldı. İfadesi alınan herkes Burhan Kuzu’nun ismini verdi. İfadelere göre Kuzu, uyuşturucu baronunun tahliyesi için hakim ve savcıları defalarca aramıştı.SAVCI: HAKİM, ‘ÜZERİMDE ÇOK BASKI VAR’ DİYORDU
Hakim Cevdet Özcan’ın verdiği tahliye kararına itiraz eden ve soruşturma aşamasında Zindaşti ve adamlarının tutuklanmalarını sağlayan Savcı Ercan Devrim, 8 Ekim 2019 günü HSK müfettişlerine iki sayfalık ifade verdi. İşte o ifadeden bazı bölümler: “Hakim Cevdet Özcan, bana ‘Çok baskı yapıyorlar’ dedi. Nereden olduğunu sorduğumda ‘Ankara’dan Burhan Kuzu sürekli arıyor’ şeklinde yanıtladı. Yanlış hatırlamıyorsam Cevdet Bey, dosyanın önüne gelmesi halinde mazeret izni kullanacağını ya da rapor alacağını söylemişti.”

HAKİM: BURHAN KUZU DEFALARCA ARADI
İstanbul’da 6 Nisan 2018 günü düzenlenen operasyonla yakalanan Zindaşti ve adamları hakkında tutuklama kararı veren o dönemin İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimi Ersin Ö.’nün de ifadesi soruşturma dosyasında yer aldı. Ersin Ö, dosyadaki mevcut delil durumuna bakarak tutuklama kararı verdiğini, tahliye kararına şaşırdığını anlatıyor. Ersin Ö.’nün ifadesine göre tahliye kararının ardından Burhan Kuzu’nun avukatı M.İ. kendisini 3-4 kez arıyor. Cevap alamayınca odasına geliyor. Ve dosyanın gideceği 6. Sulh Ceza hakimi ile ilgili bilgi almak istiyor: “Yanımda emrivaki şeklinde telefonunu çıkararak Burhan Kuzu’yu aradı ve beni görüştürmek istedi. Telefona yanıt verilmemesi nedeniyle herhangi bir görüşme gerçekleşmedi.”BURHAN KUZU’DAN HAKİME: ZİNDAŞTİ TUTUKLANMAMALI!
HSK müfettişleri, tahliyenin ardından yeniden tutuklama kararı veren hakim Özcan G.’nin ifadesine başvurmuş. Özcan G. Burhan Kuzu’nun kendisini ‘Saray’dan ‘başdanışman’ sıfatıyla arattığını anlatıyor: “Eşimle birlikte bir alış veriş merkezindeyken telefonum çaldı. Ailemle alış veriş yaparken Telefonum tanımadığım bir başka cep telefonu numarası aradı. Açtım. Kendisini Burhan Kuzu olarak tanıttı. Söz konusu dosyayla ilgili konuşmaya başladı. Dosyadaki adam öldürme suçlarına ilişkin ölenlerin yabancı ve suç yerinin yabancı memleket olduğunu, Türk kanunlarının uygulanmayacağını, Zindaşti’nin tutuksuz yargılanmasını, İran ile ilişkileri bakımından daha faydalı olduğunu iletti.”DEFALARCA ARAMIŞ
Ertesi gün iş gününde adliyede bulunduğu sırada sabit bir telefon numarasından arandığını anlatıyor Özcan G.: “Cep telefonum sabit bir hattan aranmıştı. Açan kişi Külliye’den aradığını, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu’nun görüşmek istediğini iletti ve bağladı. Burhan Bey bana yine dosyayı kastederek dosya numarasını vereyim mi diye sordu ve dosyayı hatırlattı. Ben kendisine ben zaten kararı verdim. Gerek yok diyerek geçiştirdim. Numara gerekirse zaten buluruz dedim. Konuşma sonlandı.”ZİNDAŞTİ ‘EMNİYETTE HABER ELEMANI’YMIŞ!
Aynı gün Cevdet Özcan’ın kendi odasına geldiğini anlatan Özcan G. ve tahliye kararı veren hakimin kendisine aktardığı çok önemli bir iddiayı şöyle anlatıyor: “Cevdet Bey odama geldi. Bana Zindaşti’den bahsetti. Emniyet içerisinde bir kesimin onu haber elemanı olarak kullanmaya çalıştığını, diğer kesimin ise onu yakalamaya çalıştığını söyledi. Burhan Kuzu’dan konu açıldı. Bana kendisini de adli tatilden önce Burhan Kuzu’nun aradığını ve bu dosya ile ilgili görüştüğünü, ısrar ettiğini söyledi.KENDİSİNİ BÖYLE SAVUNDU: F.TÖ BANA KUMPAS KURDU
İddiaların odağındaki iki isimden biri olan hakim Cevdet Özcan da müfettişlere ifadesini yazılı olarak verdi. Halen Erzurum Adliyesi’nde görev yapan Özcan, hakkındaki suçlamaları reddetti. Burhan Kuzu’nun kendisini aradığını kabul eden Özcan, F.TÖ’nün 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimine karşı kritik görevlerde yer aldığını anlattı  ve bu nedenle ‘kendisine kumpas’ kurulduğunu savundu.

Ömer el-Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak

Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak. Sudan yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin hakkında tutuklama emri çıkardığı vatandaşlarını mahkemeye teslim etmeyi kabul etti.

Hartum yönetimi bu ödünü, Darfur bölgesini denetleyen isyancı grupla yürütülen barış  görüşmeleri kapsamında verdi.

Sudan Hükümet Sözcüsü Muhammed Hasan Eltaiş, “Yaraları iyileştirmezsek adalet sağlanamaz” dedi. Ömer el-Beşir, Darfur’da 2003 yılında başlayan ve yaklaşık 300 bin kişinin öldürüldüğü çatışmalar sırasında soykırım yapmak ve savaş suçları işlemekle suçlanıyor.

1989’da askeri bir darbe ile yönetimi ele geçiren ve Sudan’da baskıcı bir yönetim kuran el-Beşir, geçen yıl Nisan ayında devrilmişti. El-Beşir, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yetkisini tanımayı reddediyordu.

Neyle suçlanıyor?

BBC’nin aktardığına göre, Uluslararası Ceza Mahkemesi savcıları, el-Beşir’i Darfur’da savaş suçları işlemekle suçlayan iddianameyi 2009 yılında hazırladılar ve yargılanmasını talep ettiler.

Birleşmiş Milletler Darfur’da, yerel silahlı gruplarla el-Beşir’e bağlı güçler ve hükümet tarafından desteklenen Cancavid milisleri arasında çıkan çatışmalar sonucu 2,5 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

El-Beşir, Aralık ayında Hartum’da yargılandığı davada yolsuzluktan suçlu bulundu ve iki yıl hapis cezası aldı. Fakat Sudan yasalarına göre 70 yaşın üzerindeki kişiler cezaevine gönderilmiyor.

76 yaşındaki el-Beşir de bu nedenle cezasını bir sosyal tesiste çekiyor.

Sudan’da el-Beşir hakkında ayrıca devrilmesyle sonuçlanan kitlesel gösteriler sırasında protestocuların öldürülmesi suçlamasıyla da bir dava açılmıştı.

Bosna’da soykırım yapan Ratko Mladiç öldü

‘Bosna Kasabı’ olarak bilinen Bosnalı Sırp General Ratko Mladiç’in Lahey’de öldüğü belirtildi. Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi Mladiç’i insanlığa karşı suç işlemekten ve Srebrenitsa katliamından suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Sosyal medya hesabı Twitter’dan açıklama yapan Bosna Hersek Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bisera Turkovic, Uluslararası Adalet Divanı Başkanı Abdulqawi Ahmed Yusuf’un kendisine, “Bosna Kasabı” olarak bilinen 78 yaşındaki generalin öldüğünü doğruladığını kaydetti.

Turkovic’in açıklamasından sonra Sırp basını da Mladiç’in ölümünü son dakika olarak duyurdu. Soykırımcı generalin Lahey’deki hapishanede can verdiği belirtildi.

12 Mart 1942’de Bosna Hersek’in bir köyünde dünyaya gelen Maldiç, 1992 yılında başlayan ve 3 yıl süren Bosna Savaşı’nda binlerce insanın öldürülmesinde, yüzlerce kadına tecavüz edilmesinde, yerleşim yerlerinin işgal edilip kullanılamaz hale getirilmesinde ve dini mekanların yok edilmesinde etkili rol oynamıştı.

Damadın yönettiği Varlık Fonu’na sınırsız borçlanma yetkisi geliyor

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) borçlanma işlemlerinde sınırlamaların kaldırılması için Bankacılık Kanunu’nda değişiklik öngören yasa tasarısı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’na sunuldu.

Buna göre, Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı gibi kurumların işlemlerinde kredi sınırlamasını kaldıran Bankacılık Kanunu’nun 55’inci maddesine ‘Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ve Türkiye Varlık Fonu veya bunlara ait fonlarla’ ibaresinin eklenmesi önerildi.

Birçok kurumun TVF devredilmesiyle 2017 yılının şubat ayında fon doğrudan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bağlanmıştı. 60 milyar dolarlık TVF’nin başkanlığını Erdoğan, başkan vekilliğini ise Hazine ve Maliye Bakanı damadı Berat Albayrak yürütüyor.

AKP grubunun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nda değişiklik öngören tasarısı TBMM Başkanlığı’na geçen hafta sunulmuştu. Görüşülmek üzere Plan ve Bütçe Komisyonu’na aktarılan 40 maddelik tasarının gerekçeli tam metni Meclis’in sitesinde yayınlandı.

Teklifin yasalaşması halinde, TVF ve alt fonlarca çıkarılan ya da ödenmesi garanti edilen bono, tahvil ve benzeri menkul kıymetler karşılığı yapılan işlemler gibi hemen hemen tüm borçlanma işlemlerinde sınırlamalar kalkacak.

Teklifin ilgili maddesi şöyle:

Kredi imkanları artırılıyor

Öte yandan teklifin Bankacılık Kanunu’nun 49. maddesinde değişiklin öngören maddesinde, sermayesinin çoğunluğu TVF’ye ait bankalar ve hisselerinin büyük bölümü TVF’nin elinde bulunan tüm kurum ve kuruluşlar ‘ayrı bir risk grubu’ olarak tanımlandı.

Teklifin bu maddesinde, söz konusu bankalarla diğer kurum ve kuruluşların bulunduğu ‘risk grubu daraltılarak, kredi imkanlarının artırılması’ amaçlandığı belirtildi.

Bloomberg: Doları engellemek için kamu bankaları 4,5 milyar dolar sattı

ABD’li haber kuruluşu Bloomberg, Türkiye’de doların kurundaki yükselişin önüne geçmek için kamu bankalarının son bir haftada 4,5 milyar dolar satış yaptığını belirtti.

Bugün dolar kurunun 6,05’i görmesiyle TL’nin dolar karşısında son sekiz ayın en düşük seviyesine gerilediğine dikkat çeken ABD merkezli finans ajansı, kamu bankalarının geçen hafta 4 milyar dolar, son iki günde de yaklaşık 500 milyon dolar sattığını öne sürdü. İddia, konuya yakın üç farklı kaynağa dayandırıldı.

Bloomberg’in haberinde, uzmanların, faizlerdeki sert düşüşe ve artan jeopolitik risklere rağmen kurun yapay bir şekilde güçlü tutulduğunu ve müdahaleciliğin giderek arttığını söylediği aktarıldı.

‘Vicdan’a gözaltı… Natali Avazyan gece yarısı serbest bırakıldı!

Tr724 [Haber Merkezi] -12 Şubat 2020

HABER | İLKER DOĞAN

Türkiye’de gözaltı ve tutuklama kararları tedbir olmaktan çıktı. İnsan Hakları savunucusu Arlet Natali Avazyan, 2017’de ‘Pelikan Çetesi’nden Hilal Kaplan’la ilgili yorumsuz paylaştığı bir tweet nedeniyle annesinin Adana’daki evi basılarak gözaltına alındı.

Avazyan gece yarısı ani bir kararla ifadesinin alındığını ve serbest bırakıldığını duyurdu.

Zatürre rahatsızlığı olan ve böbrek yetmezliği nedeniyle tansiyon sorunu yaşayan Avazyan, gözaltına alındığını sosyal medyada paylaştığı, “Polisler geldi, götürüyorlar.” tweet’iyle duyurdu. Avazyan’ın ‘gözaltına alınıyorum’ paylaşımı kısa sürede binlerce RT aldı. Avazyan’ın paylaşımının altına, yüzlerce ‘yanındayız’ mesajı atıldı. Gelişme üzerine sosyal medyada ‘hepimiz nataliavazyanız’ etiketi açıldı. Etiket kısa sürede 8 bine yakın paylaşılarak, Türkiye’nin gündeminde birinci sıraya oturdu.

Sanatçı Zülfü Livaneli paylaştığı tweet’inde, “Avazyan bu toprağın has evladıdır.” yorumunda bulundu. Modacı Barbaros Şansal ise “Yanındayım, her zaman.” diyerek Avazyan’a destek verdi. Prof. Dr. Haluk Savaş da tepkisini, “Hemşehrim @NataliAVAZYAN tansiyon hastası bir yardımsever. Gözaltı ne, soruşturma ne?” ifadeleriyle dile getirdi.

Arlet Natali Avazyan… Özellikle son 3 yılda yaptıklarıyla KHK’lıların gönlünde ayrı bir yer edindi. ‘Erdoğan’ın ülkesi’ndeki zulümden kaçarken Meriç’te can veren küçük Feridun için gözyaşı döktü. Babası tutuklu kanser hastası küçük Ahmet’in tedavisi için çırpındı. Cezaevlerinde anneleriyle birlikte esir edilen 864 bebek için ‘özgürlük’ istedi. “Ben onların annesi, halası, teyzesiyim ve onların hakkını savunmaya devam edeceğim.” dedi. Vicdanların sesi oldu. Zulme sessiz kalmak yerine, mazlumların hakkını savundu. Ve bunun için de bedel ödüyor!

POLİSLER AĞABEYİMİN EVİNİ BASMIŞ!

Natali Avazyan sabah saatlerinde polislerin İstanbul’da ağabeyinin evini bastığını duyurdu. Kendisi ise annesini ziyaret için gittiği memleketi Adana’daydı. Bulunduğu adreste gözaltına alınmayı beklediğini söyledi. İlk paylaşımında, “İstanbul’da Abimin evini polisler basmış beni arıyorlarmış… Hazırlandım, bulunduğum adreste gelip beni almalarını bekliyorum… Tansiyon hastasıyım. Son 2 gündür çok yüksek tansiyonum… Eğer sağlığımla ilgili (ölüm, beyin kanaması vs) geçirirsen sorumlusu mevcut hükümettir.” ifadelerini kullandı.

ATTIĞIM HER TWEET HAKARET OLARAK GÖRÜLMÜŞ

Görüntülü mesajında ise, “Hakkımda yakalama kararı çıkmış. İstanbul’da abimin evini basmış güvenlik güçleri. Ama ben Adana’ya annemi ziyarete gelmiştim. Burada rahatsızlanınca doktorlar yolculuk yapmama izin vermediler. Böbrek yetmezliği nedeniyle tansiyonum çok yükseliyor. Rahatsızım. Devletimiz attığım her tweet’i hakaret olarak görmüş. Bekliyorum. Benim için tweet atan herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

LİVANELİ: NATALİ BU TOPRAĞIN HAS EVLADIDIR

Avazyan’ın paylaşımı kısa sürede büyük yankı buldu. Binlerce RT, beğeni ve yorum aldı. Sanatçı Zülfü Livaneli de Natali Avazyan’a destek verenler arasındaydı. Livaneli, paylaştığı tweet’inde, “Avazyan bu toprağın has evladıdır.” yorumunda bulundu. Modacı Barbaros Şansal ise “Yanındayım, her zaman.” diyerek Avazyan’a destek verdi.

ZULME SESSİZ KALMADI, BEDEL ÖDÜYOR

İnsan Hakları Savunucusu HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da karara tepkiliydi. Gergerlioğlu, “Kriter vicdan olmalı..! Hrant Dink de vicdanıyla hareket etti, hiç çekinmeden gerçegi söyledi ve çözüme odaklandı. Natali hanım da vicdanıyla hareket etti, zulme sessiz kalmadı. Bedel ödediler, ödüyorlar, her zaman yanlarındayız.  Hepimiz NataliAvazyanız İnsanlık ırkındanız!” ifadelerini kullandı.

HALUK SAVAŞ: O BİR YARDIMSEVER, GÖZALTI NE?

Kendisi de Adanalı olan Prof. Dr. Haluk Savaş, sosyal medya paylaşımında, “Hemşehrim @NataliAVAZYAN tansiyon hastası bir yardımsever. Herkesin yardımına koşuyor. Bakınız kanser hastası Ahmet Burhan’ın tedavisi için @Zekiye_Atac ‘la beraber koşturdu; pasaport için lobi/kamuoyu desteği vermeye çalıştı. Gözaltı ne, soruşturma ne?” cümlelerine yer verdi.

İnsan Hakları savunucusu Natali Avasyan, Ahmet Burhan’ın kanser tedavisi için gerekli paranın toplanması konusunda büyük emek sarf etmişti.

ATAÇ: BUGÜN YAVRUMUN YANINA GELECEKTİ

8 yaşındaki kanser hastası Ahmet Burhan Ataç’ın annesi Zekiye Ataç ise, “Hepimiz NataliAvazyanız. Çünkü önemli olanın din dil ırk değil İNSANLIK olması gerektiğini yeniden hatırlattı. Ahmedimin annesi oldu, sesi oldu. Cansın @NataliAVAZYAN ablam. Ahmet’e durumu anlatmadım. Bize kol kanat geren Natali Hanım. Umarım adalet ile muamele görür.” paylaşımında bulundu.

POLİSLER GELDİ, GÖTÜRÜYORLAR

Natali Avazyan, 17.30 sıralarında evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gelişmeyi yine Avazyan, sosyal medya hesabından, “Polisler geldiler, götürüyorlar.” ifadeleriyle duyurdu. Avazyan, 19 sıralarında sağlık kontrolü için hastaneye götürüldü. Gelişme üzerine sosyal medyada ‘Hepimiz NataliAvazyanız’ etiketi açıldı. Etiket bir kaç saat içinde 17 bine yakın paylaşılarak, Türkiye’nin gündeminde birinci sıraya oturdu. Anne Aysel Avazyan (82), kızının böbrek rahatsızlığı bulunduğunu söyleyerek, serbest bırakılmasını istedi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *