GÜNDE 60 TON KOLONYA… ABD’DE SİLAH VE CEPHANE. SUFİ’DE TERAPİ ZAMANI… KENDİNİZİ DÜŞÜNMÜYORSANIZ, İNSANLIĞI DÜŞÜNÜN…

Doktor: Yıllardır doğru düzgün girmediğim facebooka bu virüs yüzünden girip bir şeyler yazayım istedim çünkü neredeyse 15 ocaktan bu yana, yani 2 aydır bu hastalık üzerine bilimsel makaleler de dahil çok fazla okuma yaptım.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. Bu virüsten kaçış yok arkadaşlar. İstisnasız hepimiz yakalanacağız. Ama ne kadar geç yakalanırsak o kadar iyi, bunu en sonda açacağım. Aynen grip virüsünde olduğu gibi önümüzdeki yıllar, on yıllar boyunca bu virüsle yaşamayı öğreneceğiz. Emin olun bu kesin. Şu an alınan karantina, tatil, izin vb önlemlerinin tamamı virüsün yayılma hızını yavaşlatıp, sağlık sektörünün çökmemesini sağlamak üzere alınıyor.

Çok hızlı yayılımda hastanelerin yoğun bakım üniteleri çıkmaza giriyor ve bilamecbur İtalya örneğinde olduğu gibi hangi hastanın yaşayacağına, hangisinin öleceğine karar verilmesi gereken berbat bir durum ortaya çıkıyor.

Virüs dediğimiz şeyler aslında öldürücü, şeytani birer düşman değiller. Onlar da aynen bizim gibi üzerinde konuşlandıkları alan sayesinde yaşayan canlılar. Zaten genelde hayvanlardan bize geçiyorlar ve evet, hayvanları genelde öldürmüyorlar. Çünkü kendileri de yaşamak için üzerinde yaşadıkları canlılara muhtaçlar. Yüzyıllardır hayvanlarla beraber yaşamaya alışmışlar.

E peki biz neden ölüyoruz? Çünkü birbirimizi tanımıyoruz. Virüs kendini hala hayvan vücudunda zannediyor. Yeni yerleştiği konağın şartlarını henüz bilmiyor. Belli bir süre geçtikten sonra hem bizler onlara bağışıklık kazanacağız hem de onlar kendi sonsuz yaşamları için mutasyona uğrayacaklar. Böylece beraber yaşamaya alışacağız.

Mesela aranızda herpes labialis adlı virüsü duyan oldu mu hiç? Duymadınız ama kendisi dünyanın en yaygın virüslerinden birisi ve bir kere vücudumuza girdikten sonra biz ölene kadar vücuttan atılamıyorlar. Peki ne yapıyor bu virüs? Dudağınızda uçuk çıkarıyor. O kadar işte. Bizi öldürmüyor çünkü biz ölürsek kendisi de yaşayamıyor.

Grip virüsü de hemen hemen öyle. Öldürücülük oranı %0.1 civarı ve genelde zaten vücudunda kronik sorun olanları öldürüyor. Her sene ve her sene dünyada yarım milyar insan grip virüsüne yakalanıyor. Bu şekilde birlikte yaşamaya alıştığımız tonla virüs var. Corona virüsler (sars, mers vb) ile de yaşamaya alışacağız (tabii mers ile belki 1000 yıl sonra).

Sadede gelirsem, dediğim gibi hepimiz bu virüse yakalanacağız. Hatta belki birçoğumuz yakalandı bile ama fark etmedi. Ve hatta hastalığı da atlattı. Vücudu virüsle yaşamaya çoktan alıştı ya da virüs o vücutta yaşayamadı ve başka konaklara geçti. Bu konuda en güzel örnek Diamond Princess gemisi. Gemideki 3700 kişinin 700’ünde test pozitif çıkmış. Ama bu 700 kişinin 350’si hastalığı hissetmemiş bile. Ve hala da çok sağlıklılar. Yatak döşek yatmıyorlar. Ki yaş ortalamaları da baya yüksek.

Peki neden böyle? Çünkü o 350 kişinin bağışıklık sistemi çok güçlü. Yani bu hastalıkta en önemli şey bağışıklık sistemi. Aramızda bağışıklığı iyi olanlar, spor yapanlar, doğru besinleri alanlar, sigara içmeyenler vb. bu hastalığı belki hissetmeyecek bile. Belki hafif bir grip gibi atlatıp hayatlarına devam edecekler.

Ne yapmak gerekiyor? Öncelik vücut direnci. Spor ve hareket. Sonrası beslenme. Özellikle meyve sebzeler ile daha spesifik şeyler, mesela sarımsak, yoğurt, kefir, yeşil çay vb. Sonrası ise besin takviyeleri. Özellikle c vitamini, çinko, beta glukanlar (1.3 ve 1.6) ve kara mürver ekstresi. Meyve sebzeler ve takviyeler eğer kendinize de dikkat ederseniz bu kışı atlatmanızı sağlayabilir. Çünkü bağışıklık sistemini çok dirençli hale getiriyorlar.

Dediğim gibi, bu virüsle yaşamaya alışın. Önümüzdeki yıllarda, hatta belki aylar ya da haftalarda mutasyona da uğrayacak, ya daha ölümcül olacak, ki kendi de kaybeder, bu yüzden bunu düşük olasılık görüyorum, ya da o da bizimle yaşamayı öğrenecek. Aşısı bulunsa bile mutasyona her uğradığında aşı işlevini kaybedecek. Grip aşıları da öyledir. Sizi sadece geçmiş senelerin grip virüslerinden korur. Yenilerinden değil. Yani tam koruma sağlamaz. Tam koruma her zaman için bağışıklık sisteminizdir.

Fakat dediğim gibi virüsün canlılığını devam ettirebilmesi için bulunduğu konağı öldürmemesi ve başka konaklara geçebilmesi gerekiyor. Bunun için de mecburen mutasyona uğramak zorunda. Mutasyon dediğimiz şey ise nesille alakalı ve virüsler çok hızlı üreyip öldükleri için bizlerde yıllar alan nesil değişimi onlarda saatler alabiliyor. Bu sayede çok hızlı mutasyon geçiriyorlar. Ve büyük bir olasılık süre geçtikçe virüs bulaştığı kişiyi öldürmeyecek şekilde mutasyon geçirecek. Yani bu virüsü ne kadar geç kaparsanız tehlikesi o kadar az olacak.

Evet, hepimize uğrayacak bu virüs ama ne kadar geç uğrarsa o denli şanslı olacağız. Bu yüzden olabildiğince evden çıkmamak, hijyene dikkat etmek, gerekli şekilde beslenmek, hareket etmek ve gerekli takviyeleri almak gerekiyor. Bunları yapanlar emin olun hepimizden uzun yaşayacak.

Özet
1- Kendinizi karantinaya alın. Virüsle en geç temas edenler en şanslıları olacak
2- Hijyen. Olabildiğince temizliğe dikkat edin.
3- Meyve sebze yiyin.
4- Bağışıklığa iyi gelen sarımsak, kefir, yoğurt gibi besinler tüketin.
5- Bağışıklığa çok iyi gelen besin takviyeleri ve vitaminler alın. Örnek: beta glukanlar, c vitamini, çinko, kara mürver ekstresi vb.
6- Hareket edin ve evinizde spor yapın.
7- Sigarayı bırakın.
8- Bol su için.

HALİT KAKINÇ: Tedavide etkin olabilecek bir aşı veya ilacın kullanılmaya başlaması, ancak ve ancak 1.5 yıllık bir çalışma sonrasında mümkün olabileceği ifade ediliyor tıbbî çevrelerde…

Eğer bu kesin bir tespit ise halk kitlelerinin de bu durumu bilmesi kaçınılmaz bir şart bence.

Bu zaman zarfında, test alımları için evlere yönelik farklı âcil uygulamalara geçilmesi şart gözüküyor.

Kesinlikle sokağa çıkılmaması da, çok ama çok önemli bir önlem bu sıkıntı ile mücadelede.

Uzmanlarla sürekli konuşuyorum.

Neredeyse hepsi aynı şeyi söylüyorlar:

Ön önlem olarak: En az üç hafta sokağa çıkılmaması gerekiyor

Koronavirüse karşı süper bilgisayar devrede… 77 kimyasal buldu

IBM’in geliştirdiği dünyanın en hızlı süper bilgisayarı Summit, koronavirüsü durdurabilecek 77 kimyasal belirledi. Bunun koronavirüs aşısı için önemli bir adım olabileceği belirtildi.


275Shares

facebook sharing button

 91

twitter sharing button

 181

whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

20.03.2020 16:29  

ABD’nin Tennessee eyaletindeki Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ında, yapay zekayla çalışan bilgisayarla hangi ilaç bileşenlerinin virüsün hücreleri enfekte etmesini durdurabileceğini analiz etmek için binlerce simülasyon yapıldı. Araştırmanın bulguları bilim dergisi ChemRxiv’de yayımlandı.

ABD Enerji Bakanlığı için sivil amaçlı bilimsel araştırmalar için geliştirilen Summit, 200 petaflop işlem gücüne sahip. Yani saniyede 200 katrilyon hesaplama yapabilen bilgisayar, dünyanın en hızlı dizüstü bilgisayarından bir milyon kat daha güçlü.

BBC Türkçe’nin haberine göre; bu bilgisayar daha önce Alzheimer öncesinde hücrelerdeki değişimi belirlemiş, ağrı kesici bağımlılığına yol açan genleri analiz etmiş ve iklim simülasyonlarıyla aşırı hava koşullarını tahmin etmişti.

8 BİNDEN FAZLA SİMÜLASYON

Summit’le yaplan araştırma kapsamında Micholas Smith adlı araştırmacı, Ocak’ta yayımlanan bir çalışmanın sonuçlarını temel alarak bir koronavirüsün hücrelere tutunduğu dikensi çıkıntıların bir modelini geliştirdi.

Bu modelle viral proteindeki atom ve parçacıkların farklı bileşenlere nasıl tepki verdiği simüle edildi. Virüsün konak hücrelere yayılmasını önleyebileceği düşünülen bileşenlerle 8 bin’den fazla simülasyon yapıldı.

Araştırma ekibinin bu ay yayımlanan başka bir çalışmayı temel alarak yeni bir modelle simülasyonları tekrarlayacağı belirtiliyor.

Uzmanlar bundan sonraki aşamada tespit edilen kimyasalların hangisinin daha iyi sonuç verebileceğini görmek için deneysel çalışmalar yapılması gerekeceğini vurguluyor.

CNN’in haberine göre Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı Moleküler Biyofizik Merkezi Başkanı Jeremy Smith, “Elde ettiğimiz sonuçlar, koronavirüsün tedavisini bulduğumuz anlamına gelmiyor. Ama sonuçlar bundan sonra çalışmalara veri sağlayacak” dedi.

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi’nden çarpıcı ifade: Türkiye kritik eşiğe ulaştı

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, kişisel Twitter hesabı üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulundu.


facebook sharing button
twitter sharing button
whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

18.03.2020 14:41  

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, kişisel Twitter hesabı üzerinden dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs, Türkiye’de de görülmüş ve 98 vakanın olduğu açıklanmıştı. Koronavirüsten dolayı 1 kişi de hayatını kaybederken art arda önlemler alınıyor.

“TÜM ENERJİMİZİ İTALYA OLMAMAYA HARCAMALIYIZ”

Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kritik eşiğe ulaştığını ifade etti. Azap, Türkiye’nin artık Hong Kong, Singapur olma şansını kaybettiğini ve tüm enerjisini İtalya gibi olmamak için harcaması gerektiğini belirtti.

Azap, “Türkiye kritik olgu eşiği olan 100’e ulaştı. Az test yaptığımızı, hastaların %20’sinin hastaneye gelip tanı aldığı düşünürsek kritik eşiğe günler önce ulaşmış olmamız da olası. Hong Kong, Singapur olma şansımızı kaybettik. Bundan sonra tüm enerjimizi İtalya olmamaya harcamalıyız” açıklamasında bulundu. Azap devamında, Türkiye’nin bu salgını kontrol edebilecek sağlık alt yapısının olduğunu dile getirdi.

EN AZ 1 METRE MESAFE

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi ve Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İlhami Çelik, koronavirüs tedbirlerine ilişkin, “Bu süreçte yaşam şeklimizi değiştirmemiz ve dikkatli olmamız gerekiyor. İnsanlarla en az 1 metre mesafesini korumalıyız” dedi.

Prof. Dr. İlhami Çelik, koronavirüs tedbirleri ile ilgili DHA muhabirine açıklamalarda bulundu. Kayseri Şehir Hastanesi’nde tüm önlemleri aldıklarını kaydeden Prof. Dr. Çelik, “Bu tür virüsü taşıyan insanlarımızın diğer insanlara bulaşmasını engellemeye yönelik bütün tedbirlerimizi aldık. Dolayısıyla hastalarımızı muayene ettiğimiz alanlar, gezeceği alanlar ve yatacağı alanlar diğer hastalardan tamamıyla farklı. Ayrıca diğer hastaların sayısının azaltılmasına yönelik çalışmalar yapıldı. Bütün vatandaşlarımıza bakanlığımızın genelgeleri doğrultusunda acil durumu söz konusu değilse hastaneye gelmemeleri konusunda uyarıları yapıldı. Biz de bu çerçevede düzenlememizi yaptık. Hasta sayımız eskiye oranla çok düştü. Bu salgın için istediğimiz bir şey. Eğer uzun vadede ameliyatı olacak bir hastaysa bu kişilerin şu an için hastaneye gelmemelerini rica ediyoruz. Acil durumlarda kendilerini diğer hastalardan olası vakalardan ayırt etmek için tüm çabalarımızı sarf ettik. Onların muayene alanları farklı, diğer hastaların muayene alanları farklı” diye konuştu.

“PERSONELİMİZİN İHTİYAÇLARINI GİDERMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Prof. Dr. Çelik, hastane personelinin koruyucu ekipmanı olduğunu söyleyerek, “Hepsinin çalıştığı alanlara göre önlüğü, maskesi ve gözlüğü hazır. Bununla ilgili personelimize mümkün olduğu kadar koruyucu malzemeleri yetiştirmeye çalışıyoruz. Elbette bu süreçte kullanımın daha fazla arttığını kabul etmek lazım. Ancak biz de hastane yönetimi olarak bu konuda elimizden geleni yapıyoruz. Gerek maske gerekse de önlük üretimi konusunda diğer kuruluşlarla çalışmalarımız devam ediyor. Personelimizin dezenfektan ve diğer ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz” dedi.

“YAŞAM ŞEKLİMİZİ DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİYOR”

Halka koronavirüs tedbirlerine ilişkin önerilerde bulunan Çelik, “1,5- 2 aylık süreçte çok fazla kapalı alanlara girmemelerini öneriyoruz. Hava sirkülasyonunun çok az olduğu alanlardan kaçınmamız gerekiyor. Hava sirkülasyonunun fazla olduğu yerlerde bulunmalarının bir sakıncası yok. İnsanlar dağda, tepede dolaşabilir ama buradaki amaç insanların diğer insanlardan uzak durmasıdır. Bilindiği üzere tokalaşmamak öneriliyor. Bu süreçte yaşam şeklimizi değiştirmemiz ve dikkatli olmamız gerekiyor. İnsanlarla en az 1 metre mesafesini korumalıyız. Evlerde insanlar eğer ki sıkıldılarsa mümkünse asansörleri kullanmadan dışarı çıkabilirler. Ancak kesinlikle kapalı alanlara girmemelerini öneriyoruz” diye konuştu.

Hijyen konusunda aşırıya kaçılmaması gerektiğini de belirten Prof. Dr. Çelik, “Bununla ilgili aşırı kimyasalları kullanmanın bir faydası yok. Bu sadece daha fazla toksit malzemelere maruz kalmamıza neden oluyor. Bu konuda kesinlikle aşırıya kaçmamak gerekiyor. Her şeyin ölçüsü var. Çünkü ‘ilaç’ denen şey doza bağlıdır. Azı fayda vermezken, çoğu da fayda vermez. Vatandaşlarımız su ve sabunla kendilerini korumaları gerekiyor. Eğer su ve sabun bulamıyorlarsa kolonya ve diğer dezenfektanları kullanabilirler. Bir de vatandaşlarımız ellerini yüzlerine ve gözlerine çok fazla dokundurmasın” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kolonya devinin patronunu aradı

Eyüp Sabri Tuncer’in 3’üncü kuşak temsilcisi Engin Tuncer, “Etil alkol ihtiyacımız arttı. Şeker fabrikalarındaki melastan alkol ihtiyacımızı karşılıyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kolonya devinin patronunu aradı

facebook sharing button
twitter sharing button
whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

18.03.2020 12:51  

Eyüp Sabri Tuncer, Türkiye’nin en köklü markalarından biri. Kolonya üretiminde lider olan Eyüp Sabri Tuncer koronavirüs etkisiyle artan kolonya taleplerini karşılamak için üretimini arttırırken, fiyat artışı da yapmadığını ve yapmayacağını duyurdu. 97 yıllık markanın başında bulunan ailenin 3’üncü kuşak temsilcisi Engin Tuncer, “Kolonya bulunamıyor diye bir durumu kabul etmemiz mümkün değil. Sektörün öncü şirketi olarak aralıksız üretime devam ediyoruz. Etil alkol fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatlarımızı da yükseltmedik” dedi.

Engin Tuncer, kolonyaya artan talebin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisini aradığını belirtti.

Hürriyet’ten Elif Ergu’ya konuşan Engin Tuncer’in röportajından bir bölüm şöyle…

Etil alkolün fiyatı arttı. Bu da fiyat artışına neden olmuyor mu?

75 cent’ten 2.5 dolara geldi. Biz buna rağmen fiyatımızı artırmadık. Artırmayacağız. Biz böyle yapınca bizi izleyen firmalar da fiyatlarını tuttular. Çünkü biz bu meseleyi milli mesele olarak görüyoruz. Toplum sağlığı her şeyden daha önemli. Biz geçmişi 100 yıla dayanan bir şirketiz, markayız. Kurucumuz dedem. Geçmişimizde yaşanmışlık çok. Ayrıca geçmişimizde pazarlık da yoktur. Kalitemize ve üretim gücümüze güveniyoruz. Türkiye de kendi markalarına güvenmeli.

CUMHURBAŞKANI ARADI

Yaşanan gelişmelerin ardından kendisini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aradığını söyleyen Engin Tuncer, olayı şöyle anlattı: “Ben kendisiyle bugüne kadar hiç tanışmamıştım. Fiyatlarımızı yükseltmediğimizi kendisi takip etmiş. Ben durumu anlattım. ‘Biz bu işi aile olarak 100 yıldır yapıyoruz, biz bugünlerin geçeceğini düşünüyoruz, bu yüzden de elimizden geleni yaparak üreteceğiz, fiyat da yükseltmeyeceğiz.’ dedim. Kendisi de memnuniyetle karşıladı. Bunun gerçekten de Milli Güvenlik meselesi olduğunu düşünüyorum. Sağlık bakanlığı’nın açıklamalarına herkes uymalı. Korkuyla da yaşayıp olmayacak gerginlikler içine de girmemeli. Kendimizin, evimizin hijyenine özen gösterirsek bu dönemi sakin geçirirsek en az hasarla atlatırız”

Peki ne kadar koruyucu kolonya?

Biz çok öncesinde koronavirüs yokken araştırma yaptırdık. Zaten aile genlerimizde araştırmacılık ve yenilik var. Antibakteriyel jeller elde kalıntı bırakıyor. Ayrıca arada fiyat farkı var kolonyayla. Biz de ruhsat almıştık ama yapmadık jel. Kolonya zaten bu işi yapıyor. Biz bunu yeterince anlatamıyorduk, bu virüsle anlaşılmış oldu. Virüse karşı önce eller yıkanmalı ve ele kolonya dökülmeli. Bunun koruma sağlayacağı Sağlık ve Bilim Kurulu tarafından da açıklandı. Ancak şimdi görüyorum, neredeyse insanlar kolonyayla yıkanıyor. Bu kadarına gerek yok. Farklı yerlere dokunduğunuzda elinize 3 gr kadar, 7-8 damla kolonya dökün, yeter. Hiçbir şeyi israf etmeyelim.

Üretiminiz ne kadar arttı koronavirüs etkisiyle?

Biz 2020 ilk 3 ayı için yaptığımız planın çok üzerine çıktık. 3 ay için 500 ton alkol alımı yapmıştık. Talebin artması nedeniyle yeni alımlar yapıyoruz. Günde 45 ton alkol alıp 60 ton kolonya üretiyoruz. Talebe yetişmek için aralıksız üretim yapıyoruz. 1.5 saniyede bir 400 gr.’lık kolonya üretiyoruz.

Alkol bulmakta zorlanıyor musunuz?

Evet. Bir kısmını yurtdışından bir kısmını Türkiye’den sağlardık. Şu anda tamamen Türkiye’deki şeker fabrikaları-ndan alıyoruz. Oralardaki melastan alkol üretiliyor. Şeker fabrikaları ya yem fabrikalarına ya da bizlere veriyorlar. Belki bu dönemde kolonya üreticilerine ve bizim gibi hijyen ürünleri üretenlere kolaylık sağlanabilinir.

Yurtdışına satışınız var mıydı?

52 ülkeye ihracat yapıyorduk. Ancak etkilendi. Singapur, Güney Kore, Japonya ve Çin’e de gönderiyorduk. Koronavirüs çıktıktan sonra Çin sipariş verdi ama kolonya insani yardım kapsamında olmadığı için gönderemedik.

Dünya koronovirüse karşı gıda, ilaç ararken Amerikalılar bakın ne stokladılar

ABD’de koronavirüs vakalarının sayısının hızla artması, bazı Amerikalıları silah ve cephane satın almaya yöneltti.


facebook sharing button
twitter sharing button
whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

16.03.2020 17:29  

ABD’de koronavirüs vakalarının sayısının hızla artması, bazı Amerikalıları silah ve cephane satın almaya yöneltti.

Los Angeles Times gazetesinin (LA Times) haberine göre California, Washington ve New York başta olmak üzere özellikle virüsten en çok etkilenen eyalet ve bölgelerde silah ve cephane satışlarında hızlı bir artış görüldü.

LA Times, silah satışlarındaki artışın salgının henüz görülmediği bölgelerde bile başladığını kaydederek, salgın yüzünden kamu düzeninin bozulacağından, hükümetin silah satışlarına sınır getireceğinden endişe eden Amerikalıların ülke çapında silah stoklamaya başladığını belirtti.

SİLAH DÜKKANINDAKİ İZLENİMLERİNİ ANLATTI

BBC Türkçe’nin aktardıklarına göre; LA Times’ın haberi Oklahoma’da bir silah dükkanından izlenimlerle başlıyor:

“David Stone .223 kalibrelik mermi kutusunu raftan çekip cam tezgaha attı ve ‘Oklahoma’nın en zengin çeşitli cephane dükkanına hoşgeldiniz’ satış cümlesiyle söze girdi. ‘Ama bu ünvanı uzun süre koruyabileceğimden şüpheliyim’ diyerek son bir kaç gün içinde artan taleple birlikte cephane stoklarının büyük bir hızla eridiğini anlattı. Son günlerde 44 nolu otoyoldan geçen kamyonculara çok silah satmış. Arizona’ya giden bir kamyon şöförü 2 bin 500 dolarlık silah ve cephane almış, Illinois’ye giden bir diğeri ise 200 dolarlık mermi almış. Stone, ‘Kendinizi bir sürü şeyden korumanız gerekiyor. Dünya çıldırmış gibi’ diyor.”

* Kamu düzeninin sarsılabileceği endişesi silaha yönelimi artırıyor

LA Times muhabiri daha sonra California’daki Culver City’deki Martin B Retting silah dükkanının önünde oluşan uzun kuyrukları anlattı. Aşağı yukarı bütün silah dükkanlarında durum buymuş. Kuyruktakilerden 39 yaşındaki John Gore “Politikacılar ve silahlanma karşıtları uzun zamandır silaha ihtiyacımız olmadığını söyleyip duruyordu. Fakat şu anda insanlar gerçekten korkuyor ve kendi kararlarını kendileri verebilirler” dedi.

YÜZDE 68’LİK ARTIŞ

Cephaneyi ABD’de internet üzerinden de almak mümkün ve habere göre internet satışları da arttı. “Ammo” adlı cephane satış şirketi, 23 Şubat ile 4 Mart arasında internet üzerinde yaptıkları satışların, bundan önceki 11 günlük döneme göre yüzde 68’lik bir artış gösterdiğini belirtti. Bütün bunların İtalya’daki durumun ciddiyetinin anlaşılmasından sonra olduğu ileri sürüldü.

Buna karşılık silahlanma karşıtı gruplar da kaygılarını dile getirmeye başlamış. Bazı gruplar çocukların evde daha çok zaman geçireceği bu dönemde, evlerde kilit altında olmayan çok miktarda silah olmasının tehlikelerine dikkat çekildi.

Silah lobisi de karşı görüşlerini yayıyor. Ulusal Silahlanma Derneği silah satışlarındaki artışı alkışlarken Başkan Trump’ın oğlu Donald Trump Jr Twitter hesabından “İhtiyacınız olmaz, taa ki bir gün ihtiyacınız olana kadar” diye yazdı.

Çeşitli kaynaklardan gelen haberlere göre silah satışlarındaki hızlı artış haftalar önce başladı. Washington ve California gibi yerlerde Asya kökenli Amerikan vatandaşlarının da Koronavirüs’ün Asya ve Çin kökenlilere yönelik ırkçılık dalgası yaratmasından endişe ederek silahlanmaya başladıkları anlaşıldı.

“TUVALET KAĞIDI ALIR GİBİ SİLAH VE CEPHANE ALIYORLAR”

Sacramento’daki Laguna Guns adlı dükkanın sahibi ise son zamanlarda Asya kökenli müşterilerinin arttığını kayıtlarıyla gösterdi fakat genel olarak her kesimden talebin arttığını da ekledi ve bunu panik unsuruna bağladı.

ABD’de okulları hedef alan silahlı saldırılar sonrasında silah karşıtı görüşler ve protestolar güç kazanmıştı

Güney California’nın göbeğindeki Arcadia Firearm and Safety adlı dükkanın önünde de haftalardır kuyruklar var. Dükkanın Çin asıllı Amerikalı sabihi David Liu geçtiğimiz hafta sonundaki bir kalabalığı hayatında görmediğini anlattı.

David Liu toptancıların da stoklarının eridiğini o yüzden yeni mal alamadıklarını söylüyor ve insanların tuvalet kağıdı alır gibi silah ve cephane almaya çalıştıklarını kaydetti.

Dükkanın önündeki kuyrukta kapanışa az zaman kala kalan son müşteri hayatında ilk kez silah almaya karar veren Anna Carreras, “Bence tam panik değil de daha ziyade ben ve ailem de dahil herkesin ‘Hazırlıklı olmak olmamaktan iyidir’ diye düşündüğü bir durum sözkonusu” dedi.

LA Times muhabiri izlenimlerini Tulsa’daki bir silah dükkanıyla sürdürdü:

“Pazar öğleden sonra Tulsa’daki Dong’s Guns silah dükkanının içi şarjör takma, namluya mermi sürme sesleriyle çınlıyor. Çoğu yetkililer tarafından yapılan evde kalma ve kalabalıklardan uzak durma uyarılarını hiç umursamıyor görünen onlarca kişi dükkana girip çıkıyor. Alıcılardan biri virüs korkusuyla insanların histeriye kapılıp silah aldığını ama bunun silahlanma davası bakımından çok iyi bir gelişme olduğunu söylüyor. ‘Kemerleri bağlıyoruz'” diye ekledi.

Havada 3, bakırda 4, çelikte 72 saat canlı kalıyor

ABD’de Ulusal Sağlık Enstitüsü adına yapılan bir araştırma, koronavirüsün havada 3 saat, plastik ve çelik yüzeylerde ise 3 güne kadar canlı kalabildiğine işaret ediyor.


facebook sharing button
twitter sharing button
whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

18.03.2020 13:04  

ABD’de Ulusal Sağlık Enstitüsü adına yapılan bir araştırma, koronavirüsün havada 3 saat, plastik ve çelik yüzeylerde ise 3 güne kadar canlı kalabildiğine işaret ediyor.

Geçen hafta internette paylaşılan araştırmanın ayrıntıları tıp dergisi dün New England Journal of Medicine’da yayımlandı.

Araştırmada yeni virüsün dayanıklılık süreleri, 2002’deki SARS (Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu) salgınına yol açan SARS-CoV-1 virüsünün canlı kalma süreleriyle kıyaslandı. Buna göre yeni koronavirüs; bakır yüzeylerde dört saat, mukavva yüzeylerde 24 saat, plastik ve paslanmaz çelik yüzeylerde ise 72 saate kadar canlı kalabiliyor.

SARS İLE BENZERLİK GÖSTERİYOR

BBC Türkçe’nin haberine göre, bu çalışmaya göre koronavirüsün havada canlı kalma süresi de 3 saate kadar çıkabiliyor.

Raporu yazan uzmanlar, “Test edilen koşullarda SARS-CoV-2 (koronavirüs) ile SARS-CoV-1’in canlı kalma süreleri benzerlik gösteriyor” dedi.

Koronavirüsler, hayvanlarda yaygın olan bir virüs grubu. Bu virüsler nadiren hayvanlardan insanlara geçebiliyor. Uzmanlara göre virüsün yüzeylerde canlı kalma süresi birkaç saatten bir haftayı aşkın bir süreye kadar değişiyor.

Geçen ay The Journal of Hospital Infection’da yayımlanan bir araştırmada, SARS gibi insanlara bulaşan koronavirüslerin, dezenfekte edilmeyen metal, cam ve plastik gibi yüzeylerde 9 güne kadar canlı kalabileceği belirtildi. Dünya Sağlık Örgütü’nün salgın hastalıklar uzmanı Dr. Maria Van Kerkhove pazartesi günü, yeni tip koronavirüsün yüzeylerde ve havada ne kadar canlı kalabildiğine ilişkin araştırmaların devam ettiğini söylemişti.

Yeni küresel lidere hazır olun

Nejat Eslen yazdı


39Shares

facebook sharing button

 11

twitter sharing button

 28

whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

19.03.2020 10:25  

Koronavirüs Çin’i vurduğunda pek de önemsemedik. Çin’deki insanların ölümü, cep telefonumuza veya bilgisayarımıza düşen bir haberden ibaretti. Çin’in bize çok uzak olduğunu düşünüyorduk ve bu nedenle de rahattık. Oysa, yanıldığımız nokta da bu idi. Küreselleşmenin ve teknolojinin gelişmesi ile mesafeler o kadar kısalmış, insanlar o kadar iç içe geçmişti ki… Biz bunu zamanında kavrayamadık.

Koronavirüs Çin’i vurduğunda Amerikalısı, Fransızı, İtalyanı, Almanı rehavet içinde idi. Buna biz Türkleri de eklememiz gerekir. Çin’in bu virüsle nasıl mücadele ettiğini, Güney Kore’nin bu mücadelede nasıl başarılı olduğunu anlamak ihtiyacını duymadık ve hazırlık yapmadık. Şimdi, biz dahil bütün Batı bunun bedelini ödemektedir.

SALGIN HASTALIKLA MÜCADELE GÜVENLİK MESELESİDİR

Daha önce de ifade etmiştim. Salgın hastalıkla mücadele bir güvenlik meselesidir. Bu nedenle de önceden hazırlanmış bir mücadele stratejisi gerektirir. Sadece bizim değil, Batı ülkelerinin çoğunun salgın hastalıkla mücadele için stratejisi olmadığı ortaya çıktı. Biz bu mücadelede artık kriz yönetimi dönemindeyiz.

BU MÜCADELEDE GÜNEY KORE NEDEN BAŞARILI İTALYA NEDEN BAŞARISIZ

Meseleyi basite indirgeyelim. Önümüzde Güney Kore gibi bir iyi ve bir de İtalya gibi kötü bir örnek var. Yetkili olsam, içinde bulunduğumuz bu kriz döneminde, kriter olarak Güney Kore ve İtalya örneklerini kullanır ve şu sorulara cevaplar arardım;

-Güney Kore’yi bu mücadelede başarılı kılan tedbirler nelerdir? Biz bugüne kadar bu tedbirlerin hangilerini uyguladık? Uygulamamız gerekirken uygulamadığımız tedbirler nelerdir ve bu tedbirleri bundan sonra nasıl uygulayabiliriz?

-İtalya’yı bu mücadelede başarısız kılan ihmaller nelerdir? Biz bu ihmallerden hangi dersleri çıkarıp kriz yönetiminde dikkate alabiliriz?

BU MÜCADELEDE DEVLETİN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ GÜÇLÜ OLMALIDIR

Koronavirüs çok ciddi bir düşmandır.

Bu virüs, bireylere saldırdığı gibi devletlere de saldırmaktadır.

Bu nedenle de bu virüs ile mücadeledeki başarı veya başarısızlık, ekonomik ve finansal yapılarına ve güçlerine bağlı olarak devletlerin gelecekteki yerlerini belirleme ve jeopolitik dengeleri etkileme olasılığı vardır.

Bireyin koronavirüs ile mücadelesinde, uzmanların ifadesine göre, güçlü bağışıklık sisteminin büyük bir önemi vardır. Bu virüs ile mücadelede, devletin bağışıklık sistemi de çok önemlidir.

Ekonomik ve finansal yapısı ve gücü, devletin bağışıklık sisteminin önemli bir göstergesidir. Çünkü, virüsle mücadele, ekonomiyi sarsacak sosyal tedbirleri gerektirir. İşte bu nedenle devletler ekonomik-finansal tedbirler paketleri açıklayarak, bu mücadelede bağışıklık sistemlerini güçlendirmeye çalışmaktadırlar.

ABD BORSALARI ÇÖKTÜ

ABD Başkanı Donald Trump, dün Amerikan devletinin, virüsle mücadelede bağışıklık sistemini güçlendirmek amacı ile yeni bir tedbirler paketi açıkladı. Bu açıklama ile birlikte, ABD borsaları çöktü, petrolün varili yirmi 25 dolara düştü.

Yani, Trump’ın virüsle mücadelede bağışıklık sistemini güçlendirmek için aldığı tedbirler, virüse yenik düştü.

Türkiye’de dün açıklanan tedbirlerin, koronavirüsle mücadelede devletin bağışıklık sistemini ne kadar güçlendireceğini zaman gösterecektir.

Meselenin jeopolitik boyutuna gelince;

Sadece bir örnekle koronavirüsün jeopolitik üzerine olası etkilerini değerlendirelim;

Dün, Foreign Affairs’de Kurt M.Campell ve Rush Doshi imzası ile yayımlanan “The Coronavirus Could Reshape Global Order”  (Koronavirüs Dünya Düzenini Yeniden Şekillendirebilir) başlıklı makalede, bu virüs ile mücadelede, ABD’nin çok hata yaptığı, yetersiz kaldığı; Çin’in ise başarılı mücadelesini fırsata dönüştürerek küresel liderlik istikametinde dengeleri kendi lehine değiştirmeye çalışabileceği ifade edilmektedir…

Daha önce de ifade ettiğim ve bu makale de doğruladığı gibi, koronavirüsün dünya tarihinde yeni bir sayfa açma, küresel ve bölgesel jeopolitiği etkileme olasılığı vardır…

Dev firma da durdurdu

Honda Türkiye korona virüs salgını nedeniyle üretimini geçici bir süre durdurma kararı aldı…


240Shares

facebook sharing button

 31

twitter sharing button

 209

whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

20.03.2020 01:54  

Honda Türkiye korona virüs salgını nedeniyle üretimini geçici bir süre durdurma kararı aldı.

Otomotiv şirketleri üretimlerine ara vermeye devam ediyor. Honda Türkiye de üretimini geçici bir süre durdurma kararı aldığını açıkladı.

Şirketten yapılan yazılı açıklamada; “Honda Türkiye, bugün çalışanlarına ve tedarikçilerine, Coronavirus (COVID-19) salgınının etkisiyle Kocaeli Şekerpınar’daki üretim operasyonlarının geçici olarak askıya alınacağını bildirdi. Honda Türkiye fabrikasındaki üretim 23 Mart 2020’den itibaren askıya alınacak” ifadesi kullanıldı.

Şirket geçici durdurma kararını, “Bu karar, tedarik zincirlerinde yaşanan zorlukların sonucunda alınmıştır. Şu anki plan 6 Nisan 2020 tarihinde üretimi yeniden başlatmaktır.  Ancak bu durum hükümet kararları, sağlık otoritelerinin tavsiyeleri ile piyasa ve tedarik koşullarına bağlı olarak yeniden gözden geçirilecek ve duruma göre değerlendirilecektir” şeklinde açıkladı.

SON SÖZ:

Koronavirüs ile mücadele artık kapsamlı bir kriz yönetimi meselesidir ve bu mücadelede başarı için, bireyler gibi devletin bağışıklık sisteminin de güçlü tutulması gerekmektedir.

Nejat Eslen

Odatv.com

Kapattılar

Türkiye’nin önde gelen firmaları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle faaliyetlerine ara verme kararı aldı. Birçok şirket 19 Mart 2020 tarihinden itibaren belirsiz bir süre boyunca kapalı kalacak…


facebook sharing button
twitter sharing button
whatsapp sharing button
messenger sharing button
linkedin sharing button
sharethis sharing button

19.03.2020 01:53  

Türkiye’nin önde gelen firmaları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle faaliyetlerine ara verme kararı aldı. Birçok şirket 19 Mart 2020 tarihinden itibaren belirsiz bir süre boyunca kapalı kalacak.

Aralarında Mavi, Boyner, Beymen, Vakko ve Altınyıldız’ın da yer aldığı firmalar sosyal medya hesaplarından kararlarına dair açıklamalarda bulundular.

İşte o açıklamaların tamamı:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *