VE REİZ SATAR… Faşist Egemenler Terör Örgütü… FETÖ BULUNDU… RIZASIZ BAHÇE’NİN GÜLÜ DERİLMEZ… ÖTESİ YOKTUR EY ÖTESİZ KAHRAMAN VATANSEVERLER… Cennet yıkılsa dahi, Adalet yerini bulmalı. Burnuma Kuzu çevirme kokusu geliyor… RUSYA: Takdiri size bırakıyoruz…

15 TEMMUZ GLADYO TİYATROSU TAMAMEN ÇÖKTÜ. MÜTHİŞ DEŞİFRELER…

DENİZ KUVVETLERİNİN SIRLARI / Sürgündeki Albayın Açıklamaları – 6

Sutasak Murat’ın savunması savcıya kapak olur: “12 Eylül ve 28 Şubat’ta KHO kullanılmadı. Eğer böyle bir gelenek varsa bunu öncelikle komutanlarımız bilmeli. Örneğin 15 Temmuz’da uçuş yasağı konulurken Harbiyeliler’in de okuldan çıkmaması için talimat verilebilirdi.” Bu sözler savcının tezini yerle bir etmiştir. Salona sessizlik çöker. Mahkeme Başkanı Dik, “sen kendi savunmana bak, ilgisiz konulara girme” diyerek mahkemede sözde ciddiyeti sağlar! EVET! ER ve ASKERİ ÖĞRENCİLERE sadece darbeci mevcudunu yüksek göstermek için ceza veriliyor!

SUTASAK ve SUSKUNLARIN DRAMI! #15Temmuz mağdurlarının çoğu seslerini duyuramadı! Maalesef hepsinin #Harbiyelianneleri‘nden (@Melekcetinkay76) Melek hanım gibi bir cesur yakınları yok! Subay Temel Askeri Anlayış Kazandırma Kursu (SUTASAK) kursiyeleri bunlardan sadece bazıları.

Rusya; Erdoğan yalancı ve kötü niyetli DEDİ… Rusya, Türkiye’yi Suriye anlaşmalarına uymamakla suçladı, Erdoğan’ın iddiasını reddetti… MOSKOVA (Reuters) Çarşamba günü Rusya, Türkiye’yi, Moskova ile Suriye güçlerinin 9 yıllık bir savaşta son isyancı BİTENE KADAR SÜPÜRECEK.

Rusya Büyükelçiliği’nden Türkiye’ye Twitter üzerinden ABD mesajı: Takdiri size bırakıyoruz

Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, resmi Twitter hesabından yaptığı paylaşımla ABD’nin YPG’ye yaptığı yardımı gündeme getirerek “Takdiri size bırakıyoruz” ifadesi kullanıldı.

Türkiye’nin NATO müttefiki ABD, bugün Twitter’dan yaptığı videolu paylaşımda; “NATO müttfefikimiz Türkiye’nin yanındayız” mesajı paylaştı. Aynı saatlerde YPG/PKK’ya silah yardımı için ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) 10 bin kişilik bütçe talebinde bulundu.

Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği bu duruma gönderme yaparak; resmi Twitter hesabından “Takdiri size bırakıyoruz” mesajıyla yaptığı paylaşımda ABD Büyükelçiliği’nin videosundan bir alıntıya (solda) ve Anadolu Ajansı’nın “Pentagon’dan YPG/PKK kontrolünde 10 bin kişilik birlik için ‘bütçe’ talebi” başlıklı haberin görseline yer verdi.

Paylaşım kısa sürede yüzlerce beğeni, yorum ve retweet aldı.

Image
ABD Ankara’ya Suriye konusunda destek açıklaması yaparak TSK’daki NATO yanlısı pasif konumdaki subaylara “arkanızdayız” mesajı veriyor. 15 TEMMUZ 2016’DA NATO ORDUSU TSK’YI RUSYA’YA SATAN EVENJELİST SİYONİSTLER, KÜRDİSTAN PROJESİ İÇİN TÜRKİYEYİ RUSYA DÜŞMANI KUCAĞINA BİLEREK ATTILAR. NATOcular ABD tarafından satıldıklarını net olarak gördü, yeniden güvenmezler. Güneyimiz ve Suriye planları RTE’ye RAĞMEN yürütülüyor. Kürt devleti kuruncaya kadar Türkiye’de ABD/Batı karşıtı yönetime ihtiyaçları var. Dost bir yönetim gelirse plan çöker!

ASKEROĞLU·6hFaşizmin kurumsallaşması ve BAAS tipi yönetimin devamı için korku iklimine ihtiyaçları var. Stalin “emperyalist işbirlikçisi iç düşman” korkusu/sopası ile Rusya’yı 23 yıl yönetti! Burnuma Kuzu çevirme kokusu geliyor… Valsi nasıl ve ne zaman bitireceğimize Rus ayısını dansa kaldırmadan önce düşünmeliydik! Ayıyla domuz dövüşürken araya girmenin bedeli ağır olacak! RTE askerin dinlemeyeceği bir emir vermez! Rusya ile doğrudan savaşa girmeyiz, proxy war (vekalet savaşı) modası halen geçerli. Halep veya İdlib’deki Suriye hedeflerini vurmaya da TSK itiraz etmez.

Image
Süper güçler, bir ülkeyi cezalandırmak veya parçalamak istediğinde karşı tarafa iter. Dostlukla yaptıramadığını düşman olarak yapar. İngilizler Osmanlı parçalanmadan önce Enver Paşa ile Alman tarafına itti. İş bitince tekrar yanına alır! Şimdi de benzer bir süreç yaşanıyor.

Mehmet Efe Caman · Feb 11Türkiye Rusya’ya karşı bir savaşa giremez. Suriye’de hava ve saha hakimiyeti Moskova’nın. Erdoğan Suriye ile savaş anlamına gelecek bir başkanlık emri verirse TSK bu emre uymaz. Bu Erdoğan’ın siyasi olarak bitmesi anlamına gelir.

ABD, üç bakan ve iki bakanlık hakkındaki yaptırımları kaldırdı

ABD, Barış Pınarı Harekâtı nedeniyle Ekim 2019’dan bu yana uyguladığı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik yaptırımları kaldırdı.

Listede kurumsal olarak yer alan Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı’na yönelik yaptırımlar da kaldırıldı.

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2019’da üç bakan ve iki bakanlığı yaptırım listesine almıştı. Bakanların isimlerinin yaptırım listesinden çıkarılması, ABD’li şirketler ya da kişilerle bir kez daha iş yapabilmenin önünü açıyor.

Suriye’de 5 Türk askerinin şehit olmasının ardından bir açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Dün İdlib’de hayatını kaybeden askerlerin ailelerine taziyelerimi sunuyorum. Esad rejimi ve Rusya’nın saldırıları durmalı. Bu saldırıya karşı atılacak adımları koordine etmek için Jim Jeffrey’i Ankara’ya yolladım. NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız” demişti.

Yaptırım listesi neleri kapsıyordu?

Trump’ın imzaladığı yaptırım kararında, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yaptığı askeri müdahale olmak üzere Suriye içindeki ve bu ülke ile ilgili alanlardaki durumun, IŞİD’i yenme kampanyasını baltaladığı, sivilleri tehlikeye attığı ve bölgedeki barış, güvenlik ve istikrarı tehdit ettiği ifade ediliyordu.

ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Akar, Soylu ve Dönmez kara listeye alınmış, ABD’de varlıkları dondurulmuş ve bu bakanlarla ABD’nin ya da ABD ile bağlantılı kurum ve kişilerin işlem yapmasına yasak getirilmişti.

Yaptırım listesine Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı da kurumsal olarak dahil edilirken; Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi’nin atılan adımın Türkiye’nin enerji ihtiyaçlarının karşılanmasını engellememesi için bazı lisansları işleme koyabileceği belirtilmişti.

FETÖ HEDEF SAPTIRMASINA SAZAN GİBİ ATLAYAN ZAVALLI CHPLİLER… Aaaah ah nerde o eski Bahçeli. Memlekete baş olayım derken hırsıza kuyruk olmuş. 72 yaşında ihtiyar. 7.5 ceza Yargıtay onayı ardından tekrar tutuklandı.. Ömründe karınca incitmişmidir bilmiyorum.. Şimdi terorist denilip tutuklandı ŞiddetSilahYoksa TerörYoktur… O KHK’ lı 26 YILLIK TARİH ÖĞRETMENİ Kadir ÇEÇ,16 aydır cezaevinde Yüksek kolesterol ve tansiyon hastası Kalp ve kalp kapakçığı hastası. Oğlu @hasancec Babam: Ameliyatlı olduğu halde yatağa kelepçelendi! BY-PASS OLAN TUTUKLU CEZAEVİNE GÖNDERDİLER! HASTALAR TUTUKSUZ YARGILANSIN

Çağlar Cilara · 10hNedim Şener: 468 FETÖ’cü hakim ve savcı halen görev başında. TSK’da 18 bin FETÖ mensubu daha var. Bu bilgiler nereden çıkıyor? Bu nasıl bir ülke?

Harun Tokak·6hBurhan kuzu sen zeki bir adamsın “Erdoğana söyle beni cumhurbaşkanı yapsın” diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun

Prof Dr Burhan Kuzu · 9hBaşkan Erdoğan: “Sayın Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte CHP bu işin tam göbeğine yerleşmiştir. Seni oraya getiren FETÖ, ne konuşuyorsun?”

Ergenekon ve Balyozcuların gerçek bir yargı kararıyla değil, Erdoğan sayesinde, siyasi talimatla aklandığını Nedim Şener bile itiraf ediyor. BUYURUN İZLEYİN BİZ DEMİYORUZ KENDİLERİ DOLAYLI DA OLSA İTİRAF EDİYOR LAR. HAKİKATLER BİR GÜN GÜN YÜZÜNE ÇIKACAK AMA ÖYLE AMA BÖYLE

Gül Şahin@Glahin02683116·6hO yüzden milletin anasından emdiği sütü burnundan getirenlere karşı çıkmak yerine işbirliği yapmayı tercih ettiniz öylemi @eczozgurozel bey ? “Çoluk çocuk demeden intikam alacağız” diyenlerin 28 Şubat intikamını iktidar aracılığı İle alıyoruz diyemiyorsunuz değil mi ?

Özgür Özel · 10hMerak etme Sayın Bahçeli FETÖ’nün darbe girişimi başarılı olsaydı, Kılıçdaroğlu idam edilmiş veya hapse atılmış olurdu, en beter biz olurduk. İdamı boylamayan, zindanı boylardı. Hepimizin anasından emdiği süt burnundan gelirdi.

CELLADINI SEVEN CHPLİLER GERÇEKTEN AHMAK MI?

Merdan sende ETOculer ve Saldiray Berk ile Umit Ozdag’in suikast listesindesin yillardir. Bu adamlara ne yaptin? Celladinizi korumayin. Hizmet kimseyi infaz etmez; tam tersine hayatlari koruyordu. Artik soyledim. Eger kurban gidersen Tahir Elci gibi gozyasi doker; dua ederim sana

Merdan Yanardağ · 10hKaramollaoğlu bile kurulan tuzağı gördü.. Erdoğan’a “ABD’nin sözlerine kanma. Saddam’a da aynı şeyi yaptılar. Suriye’nin bölünmesi İsrail’e yarar” dedi.. Bu nasıl bir diyet ödemektir, insan merak ediyor.. Örneğin, Halk bank olayıyla bir ilgisi var mı?

Yanlis goruyorsun. Soykirim projesini engellemek icin tam 24 yildir Gulen Hocaefendi ve Hizmet manevralar yapiyor; fasizm sizleri de yakmasin diye cabaladi. Ittifak yapip feto seytanlastirmasi ile Turkiye’yi koruyan zirhi kaldirdilar. Artik hicbirimizin asayisi huzuru kalmamistir

Hilal Nesin · 4hFetonun siyasi ayağı Hüsnü amca Allah senin belanı versin, yanına oturdun ne istediyse verdin.

EtO ve Savama cogunu infaz ettirip sucunu cemaat ustune atti. Nasuh bey Saldiray Berk; umit ozdag ve Veli kucuk’un 2012 suikast listesinde sizde varsiniz. Soylemeyi unutmusum: celladinizi sevmeyin; kim vurduya gidersiniz. Necip hablemitoglu nu infaz eden ETO icin serhad yoktur. HAYATI KORUYAN GÜLEN HOCAEFENDİ, HAYATI TEMSİL EDER… ÖLÜMÜ DEĞİL. ETÖ ÖLÜMÜ TEMSİL EDER, ERDOĞAN İSE SITMALI ÖLÜMÜ…

Nasuh Bektaş · 15hCB Erdoğan diyor ki “FETÖ tehdidi ortaya çıktıktan sonra ” biz mücadele ettik. 1980’lerden bugüne cemaat ve fetö konusunda uyaranlara ne oldu ? Uğur Mumcu Ahmet Taner Kışlalı Necip Hablemitoğlu Nuh Mete Yüksel Ahmet Şık Hanefi Avcı Soner Yalçın Merdan Yanardağ Kamer Genç

Image
Erdoğan’ın grup toplantısında bir vatandaşın “beni işimden ettiler, benim çocuğum aç” demesi üzerine canlı yayın yapan kanallar yayını kesti. Erdoğan: Nereye bakarsan bak, FETÖ’nün siyasi ayağı Bay Kemal’in yatak odasına girmiş haberi yok https://t24.com.tr/haber/canli-idlib-de-atilacak-adimlari-yarin-aciklayacagim-demisti-erdogan-konusuyor,860585

KERİM HAS: Rusya Savunma Bakanlığı insansız hava araçlarıyla İdlib’e silah taşıyan Türk askeri konvoyuna ait görüntüleri yayınladı. Şu an Moskova’daki siyasi atmosfer 24 Kasım 2015’te Rus uçağının düşürülmesi öncesindeki atmosfere çok yakın.

Harun Tokak, Burhan Kuzu’ya seslendi: “Erdoğana söyle beni cumhurbaşkanı yapsın” diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun

Tr724 Haber Merkezi -12 Şubat 2020 

İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti’nin ‘tahliyesi’ için hakimlere baskı yaptığı ortaya çıkan AKP’li Burhan Kuzu, olayın yine ‘fetö’ safsatasına bağladı.

Kuzu daha sonra attığı bir twitte AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylediği sözleri kullanarak, “Sayın Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte CHP bu işin tam göbeğine yerleşmiştir. Seni oraya getiren F…, ne konuşuyorsun?” diye yazdı.

Bu twitti alıntılayan ilahiyatçı yazar ve aynı zamanda geçmişte Erdoğan mahalle arkadaşı olan Harun Tokak, Kuzu’ya şöyle seslendi: “Burhan kuzu sen zeki bir adamsın “Erdoğana söyle beni cumhurbaşkanı yapsın” diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun.”

Harun Tokak@haruntokak

Burhan kuzu sen zeki bir adamsın “Erdoğana söyle beni cumhurbaşkanı yapsın” diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun https://twitter.com/burhankuzu/status/1227643908789821441 …Prof Dr Burhan Kuzu✔@BurhanKuzuBaşkan Erdoğan:
“Sayın Baykal’ın Genel Başkanlıktan ayrılması ve yerine Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle birlikte CHP bu işin tam göbeğine yerleşmiştir. Seni oraya getiren FETÖ, ne konuşuyorsun?”
16914:47 – 12 Şub 2020

”ABANT’IN MÜDAVİMİ SEN DEĞİL MİYDİN?”

Tokak attığı bir başka twitte ise, “O günlerdeki sırnaşıklığını hiç dikkate almadığım bu kuzu gibilerin “siyasi ayak” topunu başka mahallelere atma gayretlerini gördükçe iyice tiksiniyorum yahu Abant toplantılarının müdavimi sen değil miydin.” ifadelerini yazdı.

Harun Tokak@haruntokak

O günlerdeki sırnaşıklığını hiç dikkate almadığım Bu kuzu gibilerin “siyasi ayak” topunu başka mahallelere atma gayretlerini gördükçe iyice tiksiniyorum yahu Abant toplantılarının müdavimi sen değil miydin https://twitter.com/haruntokak/status/1227680737073213440 …Harun Tokak@haruntokakBurhan kuzu sen zeki bir adamsın “Erdoğana söyle beni cumhurbaşkanı yapsın” diye bana yalvardığını ne çabuk unuttun https://twitter.com/burhankuzu/status/1227643908789821441 …2116:20 – 12 Şub 2020

‘ERDOĞAN MAHALLE ARKADAŞIMDI’

Daha önce YouTube kanalı VideonTR’ye konuk olan Harun Tokak, ”Erdoğan mahalle arkadaşımdı. Pınarhisar’da da ziyaretine gittim. Başbakan olduktan sonra sadece bir kez oturup konuştuk. Ne bir talebim olmuştur. Ne onun benden bir talebi oldu. Ne teklif ederse etsin, benim için Hizmet her şeyin, her makamın üzerindedir. Bu şehir efsaneleri hep dolaştı. Nereden çıktı bilmiyorum.” şeklinde konuşmuştu.


Image
Alican Ergün. Haksız ve hukuksuzca 15 Temmuzdan bu yana cezaevinde olan Hava Harp Okulu öğrencisi Babası üzüntüden kanser oldu, geçen hafta vefat etti ve Alican’a cenazeye katılmasına izin verilmedi.Bugün babasının kabrini ziyaret etmesine izin verildi. Ah be Alican…
Image
18 yaşında tutuklanmış(MÜEBBET) bir gencin hazin fotoğrafı… İçim burkuldu Alican…
Image

Esra Uymaz Saral’ın avukatı: “Ocak’ta bir gece gözaltında kalmıştı.O zaman da saat 21.00 civarı karın ağrısı şikayetiyle doktora götürülmüştü.Doktor idrar yolu iltihabı için ilaç vermişti.17 TL imiş ilaç.Yanında para yok diye o ilacı da vermemişler.” dedi HamileTutuklu EsraSaral AVUKAT… Düşük riski olduğu için kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Hamilelik süreci çok zor geçiyor sık sık sinir krizi nöbetleri oluyor. 13 Şubatta mahkemesi var. Esra UYMAZ SARAL 4,5 aylık hamile ve Izmir Şakran Cezaevinde tutuklu! 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 16/4 maddesine göre HAMİLE KADINLAR TUTUKLANAMAZ CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDA NEYİNİZ EKSİLİR HAMİLE KADINLARI VE HASTALARI TUTUKSUZ YARGILASANIZ

Arlet Natali AVAZYAN·8hCanım oğlum , Kara Efem son iki gün kendi problemimle ilgilendim ,seninle ilgilenemedim..Kusura bakma Kara Efem..seni çok seviyorum güzel oğlum canım oğlum.. #AhmetinAnnesinePasaport Lütfen @adalet_bakanlik

Image

AHLAK SEVİYESİ

ZEKİYE ANNE: METASTAZ AHMET’İN KEMİKLERİNİ KIRDI ‘Yeter artık! Oğlum gözümün önünde eriyor’

Image
Bunu normal karşılayanlar. El ele tutuşan sevgililere “ahlaksız” diyor.
Image
FATMANUR’A NE OLDU.? KAYIP En son Çanakkale’de görülen lise öğrencisi FATMANUR, dünden beri aranıyor. Üniversite Hastanesi’nden yakınlarını arayıp zorla tutulduğunu söylediği iddiaları var. Görenlerin emniyete ya da 0 536 235 36 49 nolu telefona bilgi vermesi rica olunur.

FATURAYI ÖNCE SARAYA SONRA PUTIE YOLLAYIN ÖDESIN. YÜZDE 120 FAZLA GAZ FATURASI ERDOĞAN VE PUTIN ILE MIT SOYGUN ŞİRKETİ TURUSGAZ YÜZÜNDEN ÖDENİYOR. VATANDAŞA KAZIK 20 YILDIR SÜRÜYOR. ERDOĞAN VE PUTİN SOYGUNU ABARTTI. BAŞKENTGAZ TORUNLAR DA ABARTTI. SİZDE ABARTIN… HIRSIZLAR SOBELENSİN.

Asya 675@Asya675khk · 20hDoğalgaz faturası geldi tahminleri alayım

Image
MİT HALA KAÇIRDIĞI MASUM İNSANLARI TESLİM ETMİYOR. ÖZBAŞINA MAFYALIK YAPAMAZ AMA GAZETECİLER SESSİZ VE DİLSİZ ŞEYTAN OLDULAR..
Image
IZMIR / TURKEY Elif TUĞRAL She was arrested when she is under house arrest and she received imprisonment of 6 years and 10 months. She is Hilmi (4)’s mother. She is 9 months pregnant. There is less than 10 days to her delivery.

Madem öyle, gelin acılarımızı yarıştıralım!

Mehmet Tahsin -13 Şubat 2020 

YORUM | Av. MEHMET TAHSİN

4 kişilik bir eğitim uçağı şehir mezarlığına düştü. Enkaz yerine koşan bölge halkı şu ana kadar 150 ceset çıkardı. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.”
Şaka tabii ki. Böyle bir şey yok. Ama şöyle bir haber var:

KumpasDer adındaki “sivil” toplum kuruluşu, emekli askerlerin kurduğu bir dernek. Amacı, Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat gibi davalarda yargılanan asker ve sivil şahıslardan hayatını kaybedenlerin kan davasını gütmek. Geçenlerde bu derneğin 3’üncü olağan genel kurulu yapılmış. Cemaatin kurduğu kumpaslar yüzünden hayatlarını kaybettiğini iddia ettikleri 39 kişilik bir de liste yayınlamışlar.

Sanırsınız bu 39 kişi cezaevlerinde işkence altında ölmüşler! Listeyi tek tek inceledim.

39 kişiden 18’i hiç tutuklanmamış bile. Bunların hepsi ya eceliyle ölmüş ya da bir kazada hayatını kaybetmiş.

Listede 10-12 gün tutuklu kalanlar bile var. Mesela bu davalarda sembol haline getirilen Deniz Yarbay Ali Tatar sadece 10 gün tutuklu kalmış. Serbest kaldıktan sonra savcılığın tahliye kararına itirazı sonucu yeniden tutuklanmasına karar verilmiş. Bu kararı duyan Tatar, lojmanında beylik tabancasıyla intihar etmiş.

Listede adı olanlardan sadece 8’i 2 yıl ve üzerinde hapis yatmış. 13 kişi 2 yıl ve altında yatıp çıkmış. En uzun süre hapiste kalan tek kişi Muzaffer Tekin. 12 Haziran 2007’de Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında el bombaları ve C4 patlayıcı bulunduğu ihbarını alan polis yaptığı aramada 27 adet el bombası buldu. Yapılan araştırmalar emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’e ulaşınca Tekin’in evini basan polis, Ergenekon-Lobi belgesine ulaştı. Ardından her şey çorap söküğü gibi geldi. Muzaffer Tekin, yargılama sonunda 117 yıl hapis cezası aldı. 5 yıl tutuklu kaldıktan sonra 10 Mart 2014 tarihinde tahliye oldu.1 Nisan 2015 tarihinde de pankreas kanserinden öldü.

Cezaevinde hayatını kaybeden 3 kişiden biri Enver Arpalı, 5 ay tutuklu kaldıktan sonra kendini asarak intihar etmiş. Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in Arpalı’nın intiharıyla ilgili ‘Kişi intiharı kafasına koymuşsa yapar‘ demesi çok tartışıldı.

Cezaevinde hayatını kaybeden ikinci kişi Kaşif Kozinoğlu, 10 Mart 2011’de Oda TV soruşturması çerçevesinde devletin güvenliğini tehlikeye atacak gizli belgeleri Soner Yalçın ve arkadaşlarına verdiği gerekçesiyle tutuklandı. Cezaevinde şüpheli bir kalp krizi geçirerek öldü. Kozinoğlu ile aynı koğuşta yatan Atilla Uğur’un senaryo danışmanı olduğu Kurtlar Vadisi adlı dizide, Kozinoğlu karakteri hakkında verilen ölüm emri sonucu öldürüldü. Tesadüfe bakın ki dizinin yayınlanmasından 3 gün sonra Kozinoğlu hayatını kaybediyor.

Üçüncü kişi ise Murat Özenalp. Deniz Kurmay Albay Özenalp, Balyoz soruşturması kapsamında 22 Ağustos 2011’de tutuklandı. Mamak Askeri Cezaevi’nde 26 Nisan’da ailesiyle yaptığı açık görüş sırasında beyin kanaması geçirerek kaldırıldığı GATA’da hayatını kaybetti.

O dönemde bu davalarda gözaltına alınan yüzlerce isimden hiçbiri en ufak bir kötü muameleye maruz kalmadı, tek bir işkence iddiası olmadı. Aksine İlhan Selçuk gibi isimler, polisin olumlu anlamda değiştiğini, kendisine iyi muamele yapıldığını anlattı. Tutuklu paşaların cezaevinde nasıl saltanat sürdürdükleri çok yazıldı.

2014’teki tahliyeler, 17-25 Aralık’ta suçüstü yakalanan AKP iktidarının bu durumdan kendini kurtarmak için Ergenekon-Balyoz çetesiyle yaptığı anlaşma sonucunda gelmişti. Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan’ın Ergenekon-Balyoz davalarını kastederek “milli orduya kumpas kuruldu” sözlerinin ardından bir takım yasal düzenlemeler yapılmış ve nokta atışı görevlendirilen hakim ve savcılar tarafından bu çete aklanmış pir ü pak hale getirilmişti.

KumpasDer listesinde Özden Örnek ve Çetin Doğan gibi generaller var ama İlker Başbuğ, Çetin Doğan gibi isimler nedense yok. Belli ki kendi içlerinden bir grup bile bunların masumiyetine pek inanmıyor. Tıpkı AKP’lilerin işine gelince “Ergenekon-Balyoz sapına kadar gerçekti” deyip, işine gelmeyince de “Milli Orduya kumpas kuruldu” demesi gibi! Öte yandan 2015 yılında Zaman Gazetesi’nden Doğan Ertuğrul’a röportaj veren Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı E. Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in anlattıkları Oda TV tayfasını epeyce huzursuz etmişti.

Kumpasder’cilere bakarsanız, cemaat hiçbir suçu günahı olmadığı halde Türkiye’nin yarısına kumpas kurmuş! Bu isimlerin büyük kısmının ne gerekçelerle tutuklandığını kimse bilmiyor, bilmek de işine gelmiyor. Mesela, Kuddusi Okkır’ın Muzaffer Tekin’in ifadeleri üzerine tutuklandığını… İlhan Selçuk’un hiç tutuklanmadığını… Türkan Saylan’ın bırakın tutuklanmayı gözaltına dahi alınmadığını, sadece evinde arama yapıldığını vs…

Adolf Hitler’in ”Eğer bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz insanlar inanır. İnsanları bir yalana inandırmanın sırrı, yalanı sürekli tekrar etmektir. Sadece tekrar, tekrar söyleyin.” dediği rivayet edilir. KumpasDer’ciler de aynen böyle…

Gelelim asıl konumuza…

Bu aralar Hizmet Hareketi’ne mensup oldukları için haklarında işlem yapılanların sayısı 600 bine yakın. Geçen Kasım ayında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “559 bin kişiye işlem yapıldığını, 261 bin 700 kişinin gözaltına alındığını, 91 bin 287 kişinin tutuklandığını…” söyledi.

Cezaevleri tıklım tıklım. Sürekli yeni cezaevleri yapılıyor olmasına ve adi suçlular için infaz indirimi yapılarak yaklaşık 40 bin suçlunun salıverilmesine rağmen bazı koğuşlar kapasitesinin birkaç katı doluluğa sahip.

İşkenceden ve kötü muameleden ölenlerin sayısı belli değil. Bazı internet hesapları bu amaçla bir veri tabanı oluşturmuş. Bunlardan birisi olan Zulümle Bitirilen Hayatlar isimli internet sitesinde yer alan bilgilere göre bu süreçte 447 kişi hayatını kaybetmiş. Bu rakamlara dahil olmayan çok isim de vardır. 15 Temmuz gecesi iktidarın milislerinin kaç kişinin canına kıydığı belli değil mesela

Ne zaman bu mağduriyetlerden söz etseniz, “Ama onlar da Kuddusi Okkır’a neler yapmıştı!” diye başlayan itirazlarla karşılaşıyorsunuz. Örneğin bu tiplerin önde gelenlerinden olan Korkak ve yalancı bir “duayen”, defalarca yalanlanmasına rağmen her fırsatta şu sözleri söylemekten utanmıyor:

“80 yaşındaki İlhan Abi’yi… Hastalığının terminal safhasındaki Türkan Hocamızı sabahın köründe evinden alıp götüren, zindanlara tıkan… Ali Yarbayımı ölüme sürükleyen… Kuddusi Okkır’ın hasta bedenini çiğneyen… Onlardır işte…”

Ergenekon-Balyoz davalarında çok ciddi suçlamalar vardı. Bunları beraat ettiren hakimler bile verdikleri kararın konjonktürel olduğunu pekâlâ biliyorlar. Zaten aralarında arada az sürtüşme olsa hemen “sapına kadar gerçekti” çıkışlarının sebebi de bu. Hepsi de ihtiyaç olduğunda birbirinin defterini dürmek için malzeme biriktiriyor.

Ertuğrul Özkök gibi Ergenekon-Balyoz çetesine “duyarlı” tipler, gözaltına alınan 261 bin kişi veya tutuklanan 91 bin kişi ya da bırakın onları cezaevlerinde sarma sarıp, öğrencilere burs verdikleri için tutuklu bulunan 11 bin kadın ve 800’e yakın bebek hakkında bugüne kadar tek kelime etmedi. Ne o ne de yandaşları… “Çok merhametli gidiliyor” dedikten sonra arada bir “duyar kasan” İslamcı mahallenin kalemşorları “Meriç’te çocukların ölmesi kötü bir şey ama bunun sorumlusu da Fütü’dür şekerim” diyerek vicdanlarını rahatlatıyorlar

Bu ifritten süreçte bizlere düşen en önemli görev, bugün yapılanların birini bile atlamadan kayıt altına almaktır. Malvarlıklarına el koymadan, bir gün dahi olsa tutuklu kalanlardan başlayıp işkence altında hayatını kaybedenlere kadar, hepsinin tek tek kaydedilmesi lazım. Bu suçları işleyen hakim, savcı, polis ve medyadaki tetikçilerine kadar hepsini…

Gırtlağına kadar suça batmış bir çetenin elemanları için ana akım medya dahil, gece gündüz güzellemeler yapıldığı bir yerde karıncayı ezmemiş insanların seri katillerden daha tehlikeli addedilerek cezalandırılması unutulmamalı.

En büyük rahatsızlıklarından biri de yurtdışında olup da bu çetenin ipliğini pazara çıkaran gazeteciler ve STK’lar. “Biz bu işkenceleri yapmazdık ama, ah şu yurtdışından konuşan Fütücüler var ya…” cümlesinin Türkçesi, “İstediğimiz gibi işkence yapalım ama bunları kimsecikler duymasın.” demektir.

Bu yüzden nefesimiz yettiği ölçüde bu çetenin yaptıklarını duyurmak boynumuzun borcu olsun.

Faşist Egemenler Terör Örgütü

Alper Ender Fırat -13 Şubat 2020 

YORUM | ALPER ENDER FIRAT

İktidar ve muhalefet olarak beraber ürettiğiniz bir laboratuvar virüsü bütün her yeri sardı. ‘Fetö paranoyası’ hepinizi birer birer ele geçirirken herkes böğüre böğüre kendisinin değil ötekinin öcü olduğunu bağırıyor. Karşısındakine bağırırken de dehşet içinde sıranın ne zaman kendisine geleceğini bekliyor.

Oysa laboratuvarda bunu üretirlerken sadece falanları gidip bulup vuracağını sonra kendiliğinden ortadan kalkacağını düşünmüşlerdi.

Baktılar hamile kadınlarda, küçük çocuklarda, en masum ve mazlumlarda iş görüyor bu kez ortaklar birbirlerine karşı da kullanmaya başladılar. Ağzını açan diğerini fetöcü olmakla itham ediyor. Öyle ki virüs büyük bir paniğe yol açmış durumda.

Kargaşa, kaos, çığlıklar… İnsanlar büyük bir panik havası içinde bir yerlere kaçarken avazı çıktığı kadar bağırıyor hayır hayır ben değilim, asıl sensin fetöcü! O fetöcü, bu fetöcü, şu fetöcü. Hayır hayır ben değilim, hayır.

Evet siz hırsızsınız, katilsiniz, sübyancı, tecavüzcü, şikecisiniz, zalimsiniz ama cemaatçi değilsiniz. Ama hepiniz Fetöcü yani Faşit Egemenler Terör Örgütündensiniz.

Virüsün herkesi, kendi evlatlarını da vuracağını çok söylemiştik ama dinlememişlerdi. Bir ülkeye virüs bombası atılmasını avazınız çıktığı kadar alkışlarsınız da o virüs size musallat olmaz mı sandınız?

Hizmet hareketine yakın şirket ve vakıflara kayyım atandığında alkış tutanlar bunun kendilerine de hazırlanan bir tuzak olduğunu görmek istememişlerdi. 2016 yılında Haliç Üniversitesine kayyım atandığında Atilla Yayla böyle tepki vermişti. ‘’Ama ama bu cemaat kurumu değil ki neden kayyum atanıyor ki’’

Tıpkı Nihal Bengisu Karaca ve Akif Beki’nin ‘ama bu kanunu niye bize uyguluyorsunuz’ dedikleri gibi! Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyım atanmasından sonra ne demişti Karaca ‘Meşruiyetini son derece zor bir örgütle başetme ihtiyacına borçlu olan o yasa, biraz sıkıntı içine düşen her vakfa uygulanırsa hala meşru olur mu? Bu sorunun cevabı hukuk felsefesinde de vicdanlarda tek bir cevaba sahip: Hayır meşru olmaz.

Nazi Almanya’sında Yahudiler hakkında yazı yazan ‘ama o fırınlar Yahudiler için yapıldı, başka birisini içine atarsanız meşruiyetiniz tartışılır diye yazan zavallı bir katilinkenden farklı değildi bu sözler. Ya da Akif Beki’nin ‘FETÖ’yle çat kapı mücadele içindi o yasa’ deyip bu yasanın BİSAV’a uygulanmasına tepki göstermesi gibiydi.

Virüs sizin de vücudunuza girdi. Ülkenin en masum kitlesine bu hunhar kötülüğü yapanlar size neler yapmaz. Siz höyküre höyküre ama o virüs bize bulaşmayacak sadece falanlara bulaşacaktı diye yazılar yazmaya devam edin.

Hadi muktedirler hadi muhalifimsiler, hadi egemen faşistler örgütünün tüm mensupları şimdi daha yüksek sesle fetöcü olmadığınızı ispat etmeye çabalayın. Hatta hamile kadınlara nasıl acımasızca zulmettiğinizi, bebeklerine bile ne kadar zalimce davrandığınızı anlatın, yemin edin, bağırın, feryatlar edin ‘vallahi billahi tallahi değilim’ deyin faydası yok. Sakın ‘bu ne kepazelik silahı olmayan insandan terörist mi olur’ demeyin. T.C. yasalarına ve uluslararası hukuka göre hiçbir suç fiili olmayan insanlardan terörist mi olur demeyin. İktidar ve muhalefetiyle birbirinize daha çok virüs bulaştırın ki zevaliniz daha çabuk olsun.

ABD Erdoğan’ı neden destekliyor?

Mehmet Efe Çaman -13 Şubat 2020 

ANALİZ | Prof. Dr. MEHMET EFE ÇAMAN

ABD Esad rejiminin saha kontrolü kazanmasından rahatsız olduğunu deklare ediyor. Oysa Washington’ın esas rahatsızlığı, Suriye’ye yerleşen Rusya. Buna çanak tutan gelişmeler çok karmaşık ve uzun bir süreye yayılmış durumda. Bu, analizi güçleştiriyor. Ancak olaya Türkiye perspektifinden yaklaştığımızda, daha net bir resim görebiliyoruz.

ABD için Suriye’nin birkaç önemi var. Birincisi, Suriye’de cihatçı herhangi bir grubun ya da grupların yeniden güç kazanmaması. İkincisi, Rusya’nın Suriye’de kalıcı olmaması. Üçüncüsü, ikincisiyle bağlantılı olarak, Esad rejiminin gitmesi. Dördüncüsü, Suriye’nin ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarına aykırı bir pozisyon almaması.

ABD, Suriye’nin kuzeyinden çekilerek Kürtleri Türkiye ve Esad’ın insafına terk ettiğinde uzmanlar bu geri çekilmeyi genelde Washington’daki yönetim zafiyeti ya da iç siyasi denklemle bağlantılı olarak açıklamıştı. Oysa bu bir stratejik hamle olamaz mıydı? Bugün gelinen nokta bakımından, Kürtlerin ABD tarafından yalnız bırakılması, Türkleri yeniden kazanmaya yönelik bir hamle olarak değerlendirilebilir mi? Sanırım evet. ABD askeri varlığını çekerek Suriye’nin kuzey bölgesinde askeri, mühimmat ve istihbari olarak kendisinden beslenen Suriye Kürtlerini yalnız bıraktı. Ve uzun süredir Ankara yönetimi tarafından ABD tarafından “beslenen bölücü PKK” eleştirisinden kurtuldu. Bu sayede Ankara’ya uzun süredir beklediği bir fırsatı sundu ve Kürtlere karşı askeri harekâta başlaması fırsatını altın tepside armağan etti. Bu durum Suriye’de dengeleri değiştirdi. Kürtler Esad rejimine ve Rusya’ya yanaştı, Ankara Kürtleri vurdu ve böylece istediğini kısmen almış oldu. Böylece oyunun bir sonraki evresine geçildi. Bu evre İdlib.

ABD bu hamle ile Ankara’yı yeniden kendi dümen suyuna sokmaya çalışıyor. Oyunun bu evresinde Türkiye’deki iç ve dış politikaları kökten değiştirebilecek gelişmeler yaşanıyor. Rusya yörüngesindeki Erdoğan rejimi üzerinde son hamleler etkili oldu ve rejimdeki Avrasyacı-Rusya yanlısı güçlerle onlardan daha pragmatik Erdoğan arasında ayrışma baş gösterdi. MHP de son ABD hamlesinden etkilenmiş gözüküyor. ABD Avrasyacı kliği Türkiye’de yönetimden uzak tutmak için mutlaka küçük bir “devrim” gerektiğinin bilinciyle, Erdoğan’a destek çıkıyor. Suriye güçlerinin Türk askerlerini hedef almasının arkasında Rusya olduğunu bilen Erdoğan, ABD’den ve NATO’dan medet ummak dışında bir şansa sahip değil. Bu sayede Erdoğan, kendisini harcamak isteyen Avrasyacı-Rusyacı kliğe karşı önemli bir koz elde etmiş olacak. Yani Suriye krizinin arka planında Erdoğan ve ABD’nin Türkiye iç siyasetine ilişkin kaygıları var. Erdoğan paçayı kurtarmaya, ABD ise jeopolitik bir heyelanın son dakikada önüne geçmeye çalışıyor. Erdoğan bakımından Avrasyacılardan kurtulmak, siyasi geleceği bakımından çok önemli! Çünkü bir adım sonra tasfiye edilmek tehlikesiyle karşı karşıya. Geri sayımın başlamış olmasından kaynaklı stresle, Suriye’de bir askeri kriz üretmek suretiyle Rusya gemisinden atlamak üzerine bir plan kurmuşa benziyor. Rusya ile köprüleri atması, içerideki Rusya muhiplerini elbette tedirgin etti ve Ukrayna gezisinden sonra Erdoğan’ın tasfiyesi için geriye sayımı başlattılar. “FETÖ’nün siyasi ayağı Erdoğan” tartışması, o bahsettiğim fünyenin çekilmesiydi işte. Dolayısıyla bu sorun Erdoğan’ın gücünü aşıyordu. Tek başına içeride bu Rusya muhiplerine direnmesi imkânsızdı. Bu nedenle ABD ve Batı’ya gereksinim duyuyordu. ABD Rusya’nın kucağından Türkiye’yi almak için bundan ala fırsat olmayacağını biliyor görünüyor. Hamlelerini bu doğrultuda yapıyor.

ABD savunma bakanının apar topar Ankara’ya gelmesi, bir hafta önce ABD dışişlerinin Beyaz Rusya üzerinden Putin rejimini sıkıştırmaya çalışması, hep aynı oyunun birbiriyle uyumlu olduğu kadar bağlantılı da olan hamleleri. ABD Erdoğan’dan zerre kadar hazzetmese de, şu an için ona ihtiyaç duyuyor. Erdoğan’ın yalnızlaştırılması, şu an için ondan kurtulmaktan da öncelikli, hatta onun ön şartı olan bir taktik. Çünkü Avrasyacıların ve Moskova’nın güdümünde olan bir Türkiye’de kontrol sağlamak Washington için imkânsız. Önce Avrasyacıların etkisizleştirilmeleri gerek, sonra Rusya’nın Türkiye ile olan ilişkilerinin geriletilmesi lazım. Bu meşakkatli bir iş. Kolay değil. Fakat Erdoğan, ABD’ye bir fırsat sundu. Masada eli zayıflayan ABD bu fırsatı kaçırmadı.

Şimdi olan şudur. Türkiye ile Suriye adı konmamış bir savaşa girdi. Rusya Suriye’yi, ABD Türkiye’yi destekleyecek. İdlib’de bir mülteci akını yaşamaktan korkan AB ülkeleri, ABD’nin Türkiye’ye sağladığı desteği, siyasi ve ekonomik olarak vermeye hazır olacak gibi. Erdoğan’a yine düşeş bir fırsat mı geldi? Sanırım öyle. Çünkü bu sayede yine olayları istediği şekilde, kendi menfaatine göre şekillendirebilme fırsatına kavuşmuş görünüyor. Tabi başarılı olursa. Çünkü Avrasyacıların oyunu çok kolay bırakacaklarını sanmıyorum.

Bu arada bu denklemdeki en ciddi belirsizlik, TSK’yı hangi hizbin kontrol edeceği. Erdoğan TSK’yı kendi kontrol etmek istiyor. Ama halen istediği profilde bir TSK yok. Önümüzdeki 20 yılda bu profili sağlayabilir, oluşturabilir. Ama 20 yıl uzun süre. Kim öle, kim kala! Şu anda TSK’da Avrasyacılardan boşalacak yere kim geçecek, belli değil. Muhtemelen NATO’cu subaylar gelebilir ki bu hapisteki tasfiye edilmiş subaylar için tünelin ucunda ışık göründü demektir. Erdoğan en çok o subayların özgürlüklerine ve itibarlarına kavuşmalarından korkuyor. Korkmakta haksız diyebilir miyiz!

Önümüzdeki günlerde, Suriye sorunu üzerinden rejim içi hesaplaşmalar yaşanacak gibi. Şu an bu psikolojik iç savaşta Erdoğan hamle üstünlüğünü koruyor. Tasfiye edilmemek için can havliyle başlattığı hayatta kalma mücadelesinde kısmen başarılı oldu. Oyunu kontrolüne aldı. Fakat Rusya faktörü henüz hamle yapmadı. Önümüzdeki günlerde TSK’da kıpırdanmalar olabilir. İçyapısı itibarıyla hiziplerle ve fraksiyonlarla dolu TSK’da kimin borusu ötecek göreceğiz. Hangi hizip üstünlüğü sağlarsa, o bir tercihte bulunacak. Erdoğan, Avrasyacıların kazanmasını istemiyor. Çünkü bu onun siyasi sonu demek. NATO’cu ekiplerin ABD desteği ile yeniden hâkimiyet kurması da Erdoğan için çok olumsuz. Fakat ehven-i şer. Bu ona zaman kazandırabilir. Bu nedenle NATO’cu subaylara oynayabilir. Uzun erimde bunları da kontrolü altına sokarak tam İslamcı ve Erdoğanist bir TSK kurmaya çalışacaktır. Ama dedim ya, bu uzun soluklu bir mücadele. Şimdilik aciliyeti olan, kendisini devirmek isteyen Avrasyacılardan ve Rusya’dan kurtulmak. ABD’nin koşulu Rusya. Rusya’yı dışlamadan bu politikaya ABD destek vermez. NATO yönelimine giren Ankara, rejimi uzun süre yaşatmakta zorlanır. NATO ve Batı yönelimi, taktik de olsa, daha fazla hukuk ve insan hakları demek. Bu bakımdan Rusya-Avrasya çizgisinden milimetre bile uzaklaşmak olumludur.

Gelişmeleri takip etmeye devam edelim. Ben her türlü senaryoyu sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Biri masayı tekmeleyecek ama kim?

Tarık Toros -13 Şubat 2020 

YORUM | TARIK TOROS

Yaralılarınızı taşımak için helikopter dahi uçuramadığınız ülkeye karadan girmişsiniz, Şam’ı zapt etmekten söz ediyorsunuz.

“Rejim güçlerini her yerde vuracağız” diyorsunuz, kara gücü ile askerî gözlem noktalarını dahi koruyamıyorsunuz.

Şehit cenazelerinde “kahramanları uğurladık” diyorsunuz. Ne uğruna kahraman oldular, cevabı yok.

Trol yazarlar, “Suriye’de olmazsak Adana, Hatay, Antep’i vururlar” diye üfürüyor, bir tanesinin bile aklına Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemleri gelmiyor.

Hoş, kilidi Moskova’nın elinde olan sistemi kime karşı nasıl kullanacaksın.

**

Bir ülke, askeri bir harekata kalkışmışsa şu dört-beş sorunun cevabını verir:

– Ne amaçla harekât yapıyoruz?

– Nasıl gireceğiz?

– Nereden gireceğiz?

– Nereye kadar ilerleyeceğiz?

– Ne zaman çıkacağız?

**

Bu soruların cevabını bilene rastlamadım.

Sınır ötesine yapılacak TOKİ konutlarını geçtim.

Sınıra yığılan milyon civarı potansiyel göçmenler için de cevap yok, belirsizlik hakim.

**

Ankara’nın amacı ne olursa olsun:

– Bölgeyi kontrol etmek

– Göçmenleri Suriye’de tutmak

– Palazlandırdığı cihatçıları korumak

– Kuzey Suriye’de özerk Kürt yönetiminin önüne geçmek

– Askeri dış harekatla meşgul edip iç politikadan uzak tutmak

– Halka gerçek sorunları unutturmak, vesaire…

Son iki seçenek dışında tamamında başarısız.

Belki de gaye:

Gündemi değiştirmek, Silahlı Kuvvetler’deki bıdırdanmanın önüne geçmekti.

**

Muhalefete bakıyorsun, feryat figân.

Sanki asker gönderme tezkeresine biz yol verdik!

“Mikrofon delikanlılığını bırakın” diyen de önündeki mikrofona konuşuyor.

Alkış kıyamet!

**

Öbür tarafta:

Bir “fetöcüleştiremediklerimizden misiniz” dalaşıdır gidiyor.

Kısaca:

Öcüleştirme paranoyası.

**

Beri tarafta tam bir akıl tutulması.

2014-2016’nın başbakanı Ahmet Davutoğlu, “Ben başbakan kalsam 15 Temmuz’u planlayanları Ağustos şurasında tasfiye edecektik” diyor.

Kimse de “Ağustos ayı Temmuz’dan sonra” diye uyarmıyor.

**

15 Temmuz demişken..

Putin’in elinde Erdoğan’ı zora sokacak belgeler varmış, ucunu göstermiş, filan.

Emin olmamalı.

Uçak düşürme krizinde, sene 2015, Rus TV’leri Kürdistan’dan Erdoğan ile ilişkili petrol ticaretini belgesi, bilgisi, uydu görüntüleri ile gösterdi de ne oldu?

**

Twitter’daki uzmanlar aşırı temkinli.

“Türkiye Suriye ile savaşa girerse..” kelimeleriyle başlayan yorumlar.

Son hafta en az 13 şehit verilmiş, karşı tarafa bedeli “misliyle” ödetilmiş. Ankara, “rejim güçlerini her yerde vuracağız” demiş.

Yani resmen ilânı için Şam’ın da “savaştayız” demesi mi gerekiyor?

AZ TATLISINI YEMEDİK. TATLI YER TATLI KONUŞTUĞUMUZ YILLARI ÖZLEDİK.

Güllüoğlu Baklavaları’nın sahibi Faruk Güllü’ye 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi, tahliye edildi

Tr724 Haber Merkezi -12 Şubat 2020 

TUSKON ve üye şirketlerine yönelik 86 sanıklı davadan dosyası ayrılan iş insanı Faruk Güllü’nün örgüt üyesi olmak suçundan yargılandığı davada karar çıktı.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, Güllüoğlu Baklavaları’nın sahibi Faruk Güllü’ye 8 yıl 9 ay hapis cezası verilmesine hükmetti.

Mahkeme, Güllü’nün tutuklu kaldığı yaklaşık 3 buçuk yıllık süreyi ve sağlık durumunu dikkate alarak sanığın yurtdışı çıkış yasağıyla adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesine karar verdi. Heyet, kararın kesinleştiği takdirde Güllü’nün sahibi olduğu şirketlerde TMSF’nin kayyım olarak atanması kararının kaldırılmasına da hükmetti.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın ayrılmasından sonra ikinci kez görülen duruşmaya tutuklu sanık Faruk Güllü getirildi. Mahkeme başkanı bir önceki celsede gizli tanık olarak ifade veren “x347965219” mahlaslı tanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tanık koruma tedbir kararının kaldırdığını okudu. Bunun üzerine gizli tanık sıfatı kaldırılan “x347965219” mahlaslı Recep K. tanık olarak ifade verdi.

Önceki ifadelerinin doğru olduğu belirten Recep K., “Faruk Güllü’nün cemaat içinde olduğunu söylemiştim, Güllü’yü mütevelli toplantılarında gördüm. Toplantılar Bakırköy’de yapılıyordu ve herkese açık değildi. Toplantılarda esnafla dini sohbetler yapılıyordu, bazen bu toplantılarda öğrenciler de oluyordu. Toplantılar ayda 1-2 kez yapılıyordu ben de çok kez toplantılara katıldım. Toplantılarda Ömer Faruk Kavurmacı, Sait Kavurmacı ve Hazim Sesli de vardı” dedi.

Mahkeme başkanı, tanık Recep K.’ye yapılan toplantılara Güllüoğlu marka baklavanın gelip gelmediği sorusunu yöneltti. Recep K. de, “Mütevelli toplantıları her zaman yemeli içmeli olmuyordu. Arada baklava da ikram ediliyordu. Cemaat içerisinde olan kişilerin markaları genelde satın alınırdı. Cemaat aldığın kaşar peynirine kadar sağlık için bilgi paylaşılırdı zaten. Bakırköy’e yakın olduğu için baklavalar Güllü’den alınırdı, baklavaların başka yerden geldiği de olurdu. Baklavalara para ödenip ödenmediğini hatırlamıyorum” şeklinde cevap verdi.

“Birkaç defa toplantılara gittik”

Avukat beyanlarının alınmasının ardından söz verilen tutuklu Faruk Güllü ise “Biz birkaç defa toplantılara gittik. Gediklibaba cemaatine de gittik. Biz orada mütevelli olarak değil, çağırıldığımız için gittik. İş adamları yardım etsin diye çağırıyorlardı. Biz de gidiyorduk.” dedi.

“Şirketlerimi kayyımla yöneteyim ki batmasın”

Son sözü sorulan Güllü, “Avukat arkadaşlarımız bütün detayları anlattı. Böyle uzun mütalaa geleceğini bilmediğimiz için kısa bir şekilde savunma yaptım. 42 aydır tutuklu olduğumu göze alarak güzel bir karar vermenizi istiyorum. Şirketlerim kayyumla yönetiliyor, ben hemen şirketlerimi bana devredin demiyorum. Şirketlerimi kayyumla yöneteyim ki batmasın” dedi.

8 yıl 9 ay hapis cezası

Hükmünü açıklayan mahkeme, Faruk Güllü hakkında “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Heyet, Güllü’nün tutuklu kaldığı 3 buçuk yıllık süreyi ve sanığın dosyaya yansıyan sağlık sorunlarını da dikkate alarak yurt dışına çıkış yasağı ile adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesine karar verdi.

Hüküm kesinleşirse kayyım kararı kaldırılacak

Mahkeme hükmün kesinleştiği takdirde sanık Güllü’nün el konulan taşınılamaz malları hakkında yeterli somut delil bulunamadığından el koyma tedbirlerinin kaldırılmasına hükmetti.

Kararda sanık Güllü’nün örgüt üyesi olduğu sabit olduğu belirtilirken, yüklenen suçun sanığın ortaklığındaki şirketlerin faaliyetleri çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda yeterli delil olmadığı belirterek Güllü’nün sahibi olduğu şirketlerde TMSF’nin kayyım olarak atanması kararının kaldırılmasına karar verdi.

AKP Grup Toplantısı’nda ‘Çocuğum aç’ diye bağıran vatandaş susturuldu

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında şok yaşadı. Erdoğan’ın konuştuğu sırada işsiz olduğunu söyleyen bir vatandaş bağırarak sorunlarını anlatmaya çalıştı. “Ben 15 Temmuz’a katıldım diye beni işimden ettiler. Çoluk çocuğum aç. Bana yardım edin. Mahkeme kararını tanımıyorlar.” diye bağıran vatandaş, apar topar salondan çıkarıldı.

Tayyip Erdoğan, grup konuşmasında İdlib’te şehit sayısının 14’e ulaştığını söyledi. Erdoğan, “Rejim güçlerinin ateşi sonucu İdlib’de şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Rejim saldırıları nedeniyle İdlib’de Şehit sayısı 14’ü yaralı sayısı 45’i buldu. Bu süreçte gözlem noktalarındaki veya diğer yerlerdeki askerlerimize en küçük bir zarar gelmesi halinde idlib’te Soçi muhtırası ile sınırlı kalmadan rejim güçlerini her yerde vuracağımızı buradan ilan ediyorum.” dedi.

Gergerlioğlu, Erdoğan’a ‘işsizim’ diyen vatandaşın akıbetini sordu: Başına ne geldi?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Çarşamba günkü partisinin grup toplantısında konuştuğu sırada işsiz olduğunu söyleyen bir vatandaş apar topar salondan çıkarılmıştı.

İsmi açıklanmayan vatandaş “Ben 15 Temmuz’a katıldım diye beni işimden ettiler. Çoluk çocuğum aç. Bana yardım edin. Mahkeme kararını tanımıyorlar.” diye bağırmıştı.

HDP’li vekil Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabı Twitter’dan AKP’nin grup toplantısında çıkarılan vatandaşın akıbetini sordu.

Gergerlioğlu, “Bugün Ak Parti grubunda ‘işsizim’ diye haykıran vatandaş kimdi? Su anda nerede acaba? Başına ne geldi?” ifadelerini kullandı.

Almanlara göre Türkiye dünya barışına en büyük dördüncü tehdit

Almanya’da vatandaşların güvenlik konusundaki endişeleriyle ilgili Strateji ve Yüksek Liderlik Merkezi tarafından yaptırılan bir anket, Almanların Türkiye’yi dünya barışının önündeki en büyük tehditlerden biri olarak gördüğünü ortaya koydu.

Birden fazla yanıtın işaretlenebildiği soruya yüzde 66 İran, yüzde 61 ABD, yüzde 55 Kuzey Kore yanıtını verdi. Türkiye’yi dünya barışının önündeki en büyük tehdit olarak görenlerin oranı ise yüzde 51 oldu. Beşinci ve altıncı sırada ise yüzde 36 ile Rusya ve Suriye var.

DW’nin aktardığı habere göre, ankette katılımcılara “Dünya üzerindeki krizler arasında hangisinin Almanya’nın güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu düşünüyorsunuz?” sorusu yöneltildi. Katılımcıların yüzde 46’sı soruya “Avrupa Birliği ile Türkiye arasında sığınmacı anlaşmazlığı” yanıtını verdi. Soruya “ABD ile İran arasındaki ihtilaf” yanıtını verenlerin oranı yüzde 61, “terör örgütü IŞİD” diyenlerin oranı yüzde 59, “ABD ile Rusya arasındaki silahlanma yarışı” diyenlerin oranı yüzde 49 oldu. “ABD ile Çin arasındaki gerilimi” Almanya’nın güvenliğine tehdit olarak görenlerin oranı ise yüzde 35 olarak kaydedildi. Yüzde 24’lük bir kesim ise “Türkiye ile Suriye sınırındaki krizin” Almanya’nın güvenliğine tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Her dört vatandaştan birine göre Almanya’nın bir çatışma içine girmesi mümkün

Almanya’nın askeri bir çatışmanın içine girebileceğini düşünenlerin sayısı da arttı. Her dört vatandaştan biri Almanya’nın dünyada askeri bir çatışmanın içine girebileceğine inanıyor. Bu rakam 2016 yılında yüzde 24, 2018 yılında yüzde 18, 2019 yılında ise yüzde 15 olarak kaydedilmişti.

Vatandaşlara iç ve dış güvenlik ile toplumsal birliktelik açısından endişe yaratan konular da soruldu. Yüzde 67 şiddet ve suç olaylarındaki artışın, yüzde 66 zengin ile yoksul arasındaki farkın artmasının, yüzde 65 Almanya’da aşırılık yanlısı ideolojilerin güçlenmesinin, yüzde 62 uygun fiyatlı daire sayısının azalmasının, yüzde 61 iklim değişikliğinin, yüzde 59 kiraların sabit olmayışının, yüzde 58 Avrupa ve dünyada durumun gittikçe daha belirsiz hale gelmesinin, yüzde 56 İslam’ın Almanya’da nüfuz kazanmasının endişe verici olduğunu ifade etti.

Almanya’da devletin hukuku ve düzeni işler kılamadığı bölgeler olduğuna inananların oranı yüzde 70 oldu. Katılımcılara tren istasyonları, havalimanları gibi kamusal alanlarda yüz tanıma sistemine sahip video kameralarının yerleştirilmesine karşı olup olmadıkları da soruldu. Yüzde 78’lik bir kesim kameraların leyhinde yüzde 12 ise aleyhte görüş bildirdi.

Anket 9 ile 22 Ocak tarihleri arasında 16 yaş üstü bin 273 kişi ile sözlü mülakat yapılarak hazırlandı.

Atlasglobal tüm uçuşlarına son verdi: Yarından itibaren işe gelmeyin

Atlasglobal tüm uçuşlarına son verdi. Son uçuşunu bugün İstanbul’dan Bağdat’ yapan Atlasglobal şirket, tüm uçuşlarını durdurma kararı aldı. Şirketin iflas kararı açıklayacağı belirtildi.

Kararın gerçekleşmesi halinde Atlas Global, İstanbul Havalimanı’nın açılmasından sonra Türk sivil havacılık sektörünün ilk iflas eden havayolu şirketi olarak tarihe geçecek.

Şirket yetkililerinin bütün çalışanlarını Florya’daki Genel Müdürlük binasına davet etiği öğrenildi. AtlasGlobal, burada yaptığı toplantı sonrası personelinden yarından itibaren işe gelmemesini istedi. Şirketin web sitesinde bilet satışlarının olmadığı gözlemlendi.

26 Kasım’da uçuşlarını askıya alan Atlas Global 21 Aralık 2019’da Antalya, Londra, Bağdat, Tel-Aviv, Tahran ve Amsterdam hatlarında yeniden uçuşlara başlamıştı.

Gülen’in son kitabı: Dert Musikisi

Tr724 Haber Merkezi -12 Şubat 2020 

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin son kitabi ‘Dert Musikisi’ raflardaki yerini aldı. Gülen’in 2012-2013 yıllarında yaptığı sohbetlerden derlenen ve Süreyya Yayınları tarafından yayınlanan kitapta, genelde tüm insanlığın, özelde de insanlığa hizmete gönül vermişlerin hangi durumlarda nasıl tavır takınacağı anlatılıyor.

Kırık Testi serisinin 16’ıncı kitabı olarak hazırlanan Dert Musikisi’nde, her durumda temel insani değerleri koruma adına takınılması gereken tavırlara dikkat çekiliyor. Hocaefendi’nin değişen şartlar ve ifritleşen zamanlarda dahi zikzak yaşamadan, birer denge insanı olarak geleceğe yürümelerini salık verip bunu temin adına gerekli esasları nasıl ifade ettiği aktarılıyor. Bu yönüyle eser, özellikle sisli-puslu koşullarda yolunu kaybetmek istemeyenler için bir rehber, bir yol haritası ve bir el feneri mesabesinde olarak tanımlanıyor.

‘Hizmet insanının zorluklar karşısında izlemesi gereken yol haritası’

Kitap Gülen’in geçmiş yıllarda yaptığı sohbetlerden derlenmesine rağmen konuların çok güncel olması dikkat çekiyor. Kırık Testi serisinin diğer kitaplarına nazaran bu kitapta daha fazla ‘Hizmet gönüllüleri’ üzerinde duruluyor ve son dönemde yaşamış oldukları zorluklar karşısında nasıl hareket etmeleri gerektiğiyle ilgili önemli hatırlatmalara vurgu yapılıyor.

Eserin farklı yerlerinde, yaşanan bela ve musibetlere nasıl yaklaşılacağı, bunların nasıl okunacağı ve bunlar karşısında nasıl bir tavır alınacağına dair önemli izahlar yapılıyor.

Hocaefendi’nin şu sözleri ise pek çok ayet ve hadisten süzülmüş önemli bir hakikatin ifadesi olarak değerlendiriliyor:

“Toplumda farklı patlamalar olabilir. Bir kısım zalim ve müstebitler, devirmeye güçleri yettiği anda, kendilerine muhalif gördükleri insanların tepesine binerek onları ezip geçebilirler. Bazen de toplumlarını hercü merce sevk edecek daha başka hadiselere sebebiyet verebilirler. Fakat bütün bunlar karşısında Müslümanlara düşen, falanı filanı ta’n u teşni etmek yerine öncelikle kendileriyle meşgul olmak ve kendilerini düzeltmektir. Onlar başlarındaki zalimlerden şikayet etmek yerine öncelikle, ‘Acaba Allah bu zalimleri niye bizim başımıza musallat ediyor?’ diye düşünmelidirler. Çünkü onlar dosdoğru olacakları ana kadar, başkalarıyla ugraşmaları faydasızdır.”

Kitap nasıl alınabilir?

Dert Musikisi kitabı ABD’de www.antstores.com; Almanya’da ise www.kitapdunyasi.eu adreslerinden temin edilebilir.

Kitabın dijital versiyonu ise 10 Şubat’ta Apple ve Google mağazalarında satışa sunuldu.

Operasyonel ‘satış’ kar etmedi; dolar yükseliyor!

İlker Doğan -13 Şubat 2020 

HABER | İLKER DOĞAN

AKP rejimi dolar kurunu 6 lira sınırında tutmak için her yolu deniyor. Kamu bankalarının piyasaya doların yükselişini durdurabilmek için sadece son bir haftada 4,5 milyar dolar sattığı artık bir sır değil. Bloomberg’in haberine göre 5.98’lere tırmanan doların 6 lira olan psikolojik sınırı aşmaması için sadece son iki günde kamu bankaları tarafından 500 milyon dolar satıldı. Benzer ‘satış’ haberleri geçtiğimiz hafta başka haber ajansları tarafından da ‘ismi gizlenen kaynaklara dayandırılarak’ yayınlanmıştı. Bugüne kadar hiç yalanlama olmadı. Ancak gelinen noktada, kamu bankalarının satış operasyonlarının da kar etmediği anlaşılıyor.

Dün güne 6.017 ile başlayan dolar, öğle saatlerinde 5.99’a kadar düştü. Ancak öğleden sonra yeniden atağa kalkarak 6.06’yı gördü. Bu, Mayıs 2019 sonrası doların gördüğü en yüksek seviye… Bu arada, doların son dönemde sadece TL karşısında değil, diğer para birimlerine karşı da yükseldiğini söyleyelim. Ekonomistler ABD-Çin arasındaki ‘ılımlı’ ticari ilişkilerin bunda etkisi olduğunu söylüyor.

2013 yılı ocak ayında dolar kuru 1,80’lerdeydi. Aradan sadece 7 yıl geçti; bugün Merkez Bankası’nın piyasaya müdahalesi ve kamu bankalarının ‘operasyonel’ satışlarına rağmen dolar 6 lirayı da aştı. Türk lirası dolar karşısında eridikçe eridi.

FED’E RAĞMEN 6 LİRAYI AŞTI!

Doların yükselmesinin temel nedenlerinden biri TL’ye verilen faiz oranlarında özellikle son 6 ayda yaşanan düşüş. Erdoğan’ın ‘faiz’ inadı dolara da değer kazandırıyor. Erdoğan, “Faiz düşecek.” diyor ve MB faizleri düşürüyor. Bu durum MB’ye olan güveni azaltırken, TL’ye olan talebin de azalması anlamına geliyor zira cazip olmaktan çıkıyor. Son 6 ayda faizlerde 12.75 puanlık düşüş yaşandığını hatırlatalım. Peki mevcut tabloya rağmen MB faiz indirimine gider mi; hiç zannetmiyorum! Bu arada Amerikan Merkez Bankası FED’in tıpkı Türkiye gibi son altı ayda faiz indirimine giderek, doları dizginlediğini de söyleyelim.

İDLİP OPERASYONUNUN ETKİSİ

TL’nin değer kaybının nedenlerinden biri olarak İdlib operasyonu da gösteriliyor. ‘Savaş’ ihtimali TL’nin değer kaybını hızlandırırken, dolara olan talebi yükseltiyor. Olası bir ‘İdlip’ operasyonu, doların daha da yukarılara tırmanmasına neden olacak gibi görünüyor.

DOLAR SATMAK ÇÖZÜM OLUR MU?

Piyasaya dolar sürerek bir sürerek artışın önüne geçmek mümkün mü? Kısa vadede sonuç alabilirsiniz. Nitekim dolar yaklaşık 20 gündür 5.90-5.95 bandında dengelenmiş görünüyor. Ancak piyasaya döviz sürerek TL’yi değerli kılmak uzun vadede mümkün değil. Bu kolu kırılmış bir hastaya ağrı kesici vermekten öteye gitmiyor. Kaldı ki bunu daha ne kadar yapabilirsiniz? Kuru, döviz satarak dengelemeye rezervleriniz yeter mi? Dolayısıyla bu sürdürülebilir bir politika değil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *