Taşları Yemek Yasak: İsmet Özel fenomeni! Kibir hiç bu kadar güzel tarif edilmemiştir belki de; şeytanın egoya tuttuğu dev aynası! CELLADIMA GÜLÜMSEDİKTEN SONRA SIVARKEN!

Mesele de bu ya zaten Kalite ve kıskançlık Cemaat kalite yönünden Türk zihneyitinin çok üstündeydi Hz. Yusuf’u da kardeşleri kıskançlıktan dolayı kuyuya atmıştı Eğer cemaat aczimendiler gibi olsaydı, islama saldırma gerekçesi olarak kullanmak için bizzat laikler korurdu cemaati…

CELLADIMA GÜLÜMSEDİKTEN SONRA SIVARKEN!

Haber-Yorum | Naci Karadağ

Bir sabah, genç bir Norveçli, elindeki Hamsun kitabını yazarın evinin önüne bırakıp sessizce uzaklaşır. Bir süre sonra biri daha kitap bırakır aynı yere. Sonra biri daha, biri daha, biri daha… Oslolular ellerindeki Hamsun kitaplarını yığarlar yazarın kapısının önüne. Ne bir arbede yaşanır, ne de kötü bir laf edilir. Kırgın Norveçliler kitapları sessizce bırakıp dağılırlar. Adeta kendi kitaplarından bir dağ oluşur Hamsun’un bahçesinde…

Biliyorum pek çok kişi –birazdan yazacağım İsmet Özel demeci için- “Adam bu lafı üç yıl önce söylemiş, şimdi birileri servis ediyor” filan gibi beylik “ama”lara sığınacak. Bektaşi’nin “ben yeni duydum” demesi gibi değil derdimiz bunu bilin evvelen.

İsmet Özel hikayesiyle, kişiliğiyle çok enteresan biridir.

Dolayısıyla kendisi üç yıl gecikmeli de olsa böyle gündeme oturmaktan haz alacaktır, memnuniyet duyacaktır.

Nice zaman önce, hatırlıyorum, Hürriyet gazetesine “Ben İslamcıların gazetelerinde tenezzülen yazdım” diyerek gündem olmayı denemişti. O zan da aklıma Şeytan’ın meşhur “Kibir en sevdiğim günahtır” cümlesi gelmişti.

“Beni anlamıyorlar; şiiri bıraktım” diye âlay-ı vâlâ ile maraza çıkarması ise ayrı bir vakıa.

Kibir, şeytanı cennetten kovduran maraz.

Kibir, küfrün dibacesi, bir alev yumağı, onurlu gibi göstererek kişiliği yiyip bitiren bir bela.

Şeytan kâfir değildi, kibirliydi. Kibri onu küfre götürmüştü.

İsmet Özel yaşadığı dönüşüm sonrasında el üstünde tutulup, başlar üzerinde kendisine açılan kadife zeminli şilteye yerleştikten bir süre sonra sanatıyla (En azından İslamcı kitle nezdinde) Necip Fazıl’ı, Karakoç’u geçemeyeceğini anladı maalesef.

Belki haklıydı, yazdığı şiirler değerliydi ama ülkedeki muhafazakar gençlik için birer semboldü Necip Fazıl ve Karakoç..

Şairden ve şiirden çok fazlasıydılar.

Sıkıntı bunu idrak edememekti.

Mehmet Akif ile zaten aynı lige bile çıkamayacak bir kalibrasyon vardı ortalıkta.

Bu ara aşamayı cerbeze, provokatif demeçler ve aykırı fikirler ile diklemesine aşmayı denedi hep İsmet Özel.

Bosna Savaşı’nda “Tepemizde Sırp uçakları uçsun” filan diye abukluklar ile gündem olmayı denedi ama belki de çok elitist bir ironiydi yaptığı, milletin birkaç santim üzerinden uçup gitti. Ciddiye alan olmadı.

Oysa belki de fark edilmek, kınanmak, protesto edilmek, hisleri manipüle etmek istiyordu şair.

Ama olmadı, bir kod uyuşmazlığı ve doku tipi tutmazlığı vardı yeni hedef kitlesiyle arasında.

Özellikle bugün AKP kitlesini oluşturan vasat ve yarı-aydın kitle de her dediğini alkışlar halde olunca ömür denen çark acımasızca öğüttü şair Özel’i…

40 yaşında yaşadığı dönüşümden sonra sadece omuzlarda taşınmak istemiyordu. Şiir filan da yazamayınca boş beleş polemik konularıyla ömrü heba etti ne yazık ki…

Megalomani sınırlarını da aşıp absürt bir “fars” dönüşen İstiklal Marşı Derneği ve Özel’in evlere şenlik ırkçılık anlayışına hiç girmeyelim isterseniz, oralar tam bataklık, kirli çamur deryası.

2000’li yılların başlarında Nuriye Akman’la yaptığı söyleşiyi hatırladım. Çağın zalimleri Zaman’ın belleğini yok etmese belki de bulacaktım. Tıpkı birazdan size izleteceğim videodaki gibi, muhtemelen bıyık altından hınzırca sırıtarak şu cümleyi kurmuştu Özel:

“Benim önüme çıkan şeytan dünyayı kundaklamaya beni kışkırtıyor.”

Nuriye Akman’ın o zamanki tespiti hala zihnimdedir:

“Ben sizin huysuzluğunuzun sırrını istedim. Yoksa sizin önünüze de size dev aynası tutan şeytanlar mı çıkıyor?”

Kibir hiç bu kadar güzel tarif edilmemiştir belki de; şeytanın egoya tuttuğu dev aynası!

O röportaj aslında İsmet Özel’in ne olduğunu ortaya döken muazzam bir meslek konsültasyonu, eşsiz bir karakter çözümlemesidir.

Örneğin Akman’ın “Kadınlardan nefret mi ediyorsunuz?” sorusuna şöyle cevap veriyordu Özel, “Nefret demeyelim de hınç diyelim. Çünkü ben sevdiğim kızla evlenemedim. Hıncım onun gibilere. İnsan tercih edilmek, seçilmek istiyor.”

Aynı röportajda kadının erkeğin kölesi olduğunu saçmalamış, bu saçmalığına da Allah’ı şahit göstermeye kalkışmıştı İsmet Özel. Esas komik olan ise aynı röportajda “İyi ki Arapça bilmiyorum, yoksa çok daha ukala olurum” diye açıklama yapmıştı!

Nuriye Akman’ın röportajı kapama cümlesi hala belleğimde tazedir:

“Çünkü sevgi yok sizde.”

Aslında İsmet Özel modellerinin tarihte benzerleri var.

Knut Hamsun mesela. Sırf konuşulmak, gündem olmak, tartışılmak ve protesto edilmek için peşine düştüğü saçmalıklar bir süre sonra gerçek fikirlerine dönüşür Hamsun’un.

İskandinavların İsmet Özel’i: Knut Hamsun

Norveç ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından, 1920 Nobel ödülü sahibi bu adam, ikinci dünya savaşı yıllarında, henüz ülkesi işgal edilmeden evvel Nazi taraftarlığı ve propagandası yapıp ülkesinin işgaline zemin hazırlamaya çalışır. Ve sonunda Norveç işgal edilir. Acı dolu günler yaşanır. Savaş bitip işgal sona erdiğinde son derece kırgındır Norveçliler en büyük yazarlarına. Devlet tarafından yargılanır ve cezalandırılır. Fakat Norveçliler ne hakaret ederler, ne bağırıp çağırırlar ne de intikam hissiyle saldırıya geçerler.

Peki, ne mi yaparlar?

Yazının girişindeki şeyi…

Bu zarif tepki, doksan küsur yaşındaki yazara ömrünün en acı dersini verir. Pişman, mutsuz ve utanç içinde yumar hayata gözlerini…

İsmet Özel ortalığa yeni düşen videosunda birkaç yıl önce “Müslüman terörist olmalıdır” diyor açık açık.

İslam’a attığı bu iftiranın vebalinden belli ki habersiz. Bıyık altından sinsice gülümseyerek oyun oynadığını zannediyor ama bu mukaddes dinin mualla yüzüne buladığı çamurun nasıl bir geri dönüşü olacağı umurunda bile değil. Ahiret inancı bu kadar sakat yani…

Buyrun izleyin videoyu…

Bugünlerde kermes düzenleyen, içli köfte satan teyzelerin terörist diye aylarca, yıllarca sorgusuz sualsiz hapse atılması, gazete okuyan, bankaya para yatıran insanların bir günde terörist yapılması hiç sorun olmazken İsmet Özel gibi rejimin yamacına sığınıp, evin haylaz çocuğu ruh haliyle şımarıklık yapması kelimenin en hafif tabiriyle densizliktir.

Şekspir’in yazar olmak isteyen şemsiyeciye verdiği cevabı hatırlıyorsunuzdur.

İnsan İsmet Özel’e yanaşıp usulca şöyle diyesi geliyor:

“Keşke sadece şiir yazsan, sadece şiir yazsan!”

Acil şifalar diliyoruz…

Bonus:

Bir İsmet Özel şiiri:

“Kardeşler!  Deseydim “Kardeşlerim! ”

Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan

Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan

Bakın yaklaşıyor..

Yazık, şairler kadar cesur değilim

Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan

Gövdem kuduz yarasalarla birazcık yatışıyor.”

BYLOCK SEBEBİYLE MAHVOLAN HAYATLAR

Temmuz 2016’dan bu yana listeler halinde 100 bin üzerinde insanın mağduriyetine sebep olan ‘Bylock’un açtığı hasar kısa bir video ile anlatıldı. Humanrights-ev.com’un hazırladığı videoda, Bylock nedeniyle haksız yere hapis yatıp beraat eden 10 kişi tanıtıldı. Bu kişilerin toplamda 81 ay hukuksuz şekilde hapiste yattığına dikkat çekildi.

2019 tüm dünyada çok şeye gebe. Piyasalar cayır cayır yanacak.. Müthiş öğütler. Kulaklara küpe olsun.

KRİZLE BOĞUŞAN TÜRKİYE İÇİN BİR BU EKSİKTİ

HABER-YORUM | SEMİH ARDIÇ

Türkiye kendi krizi ile boğuşurken iktisatçılar dünyada risklerin arttığına dair emarelere odaklandı.

Petrolün varil fiyatı geçen sene 55-65 dolar arasında seyretti. 2018 yılında fiyatlar yükseldi ve yeni aralık 75-85 dolar oldu.

7 KASIM’DAN İTİBAREN İRAN PETROLÜ YASAK

7 Kasım’dan itibaren İran’dan petrol ithalatını yasaklayan ABD kararının petrol fiyatları üzerinde “yükseltici” tesiri olacak.

İran’a matuf ABD müeyyideleri Türkiye başta olmak üzere çok sayıda devlete ilave maliyetler yükleyecek.

ABD borsaları başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde hisse senetleri istikrarsız bir temayül var. Wall Street’te değer kayıpları bazı günlerde yüzde 4-5’i buldu.

Enflasyonu yüzde 2 bandının altında tutmak için ABD Merkez Bankası’nın (FED) repo faizini yüzde 2-2,25 seviyesine yükseltmesinin bir başka veçhesi kredi maliyetlerinin artmasıdır.

TİCARET SAVAŞLARININ MALİYETİ

Donald Trump ABD Başkanlığı koltuğunda ikinci seneyi geride bırakıyor. Beyaz Saray’a geldiği ilk günden beri ticaret savaşlarının baş kumandanlığını yapıyor.

Ticaret savaşlarında en ağır bedeli de Çin, akabinde Avrupa Birliği (AB) ödüyor. Karşılıklı misillemeler ticarette zayiatını artırmaktan başka bir netice vermiyor.

Kısa vadede ABD namına büyüme ve gelir artışı gibi görünen gümrük duvarlarının dibinde başka krizlerin tohumları saçılıyor.

AB’NİN BİTMEYEN KRİZLERİ

2008 krizinden beri Uluslararası Para Fonu (IMF) ve AB destekleri ile ayakta duran ekonomilerde nükseden hastalıklar da bir başka tedirginlik sebebi.

AB, bugünlerde İtalyan hükûmetinin bütçesini yeniden gözden geçirmesini talep etti. Zira Brüksel’e taahhüt edilen tasarruf tedbirlerinden bazıları 2019 bütçesinde görünmüyor.

Yunanistan, İspanya, Portekiz ve Danimarka’nın aldığı borçları ödeyip ödeyemeyeceği de bu ekonomilerin krizi ne kadar aştıklarını gösterecek.

ROUBINI’YE GÖRE KRİZ 2020 SENESİNDE

Bütün bu belirsizlikleri alt alta yazan İstanbul doğumlu iktisatçı Nouirel Roubini 2020 senesinde dünyanın yeniden ve daha çetin bir kriz ile karşı karşıya gelebileceğini belirtiyor.

Roubini o tarihte Trump’ın vergi teşviklerinin nihayete ereceğini ve bunun da yatırımları azaltacağına işaret ediyor.

İtalya’nın AB’den çıkabileceğini de kaydeden Roubini, Trump’ın ABD Merkez Bankası’nı (FED) hedef alan sözlerini de risk faktörü olarak not ediyor.

Türkiye’de Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası’nı (TCMB) baskı altına almasının enflasyonu ne hale getirdiği ortada.

Faizler arttığı halde enflasyon bir kere kontrolden çıktığı için yüksek faiz ve yüksek enflasyon kol kola ilerliyor.

Roubini, İran gibi noktalarda yaşanabilecek jeo-siyasi şokların da küresel ekonomiye zarar vereceği görüşünde.

2008’İN YARALARI SARILAMADI

Roubini demek istiyor ki dünya ekonomisinde kırılganlık ve nekâhet dönemi bitmeden yeni hastalıklar baş gösterdi.

Varlık fiyatlarındaki balon 2008’de patladı, sistem çöktü. Merkez banklarının bastığı karşılıksız paralarla muvakkaten aşıldı. Şimdi FED ve AB Merkez Bankası o paraları geri istiyor.

Yüzde 0’a yakın faize alışan piyasalar için yeni döneme nasıl intibak edileceği hakkında bir mutabakat yok. Bileşik kaplar misali dünyanın bir ucunda yaşanan iktisadî iniş yahut çıkış diğer tarafta anında hissediliyor.

2020’de kriz yaşanıp yaşanmayacağını bilmiyoruz. Mamafih tarih bizlere dünyanın her 10-15 senede bir şiddeti az ya da çok iktisadî şoka maruz kaldığını haber veriyor.

TÜRKİYE İÇİN FELAKET OLUR

Muhtemel bir küresel kriz Türkiye gibi kendi krizi ile boğuşan ekonomiler için tek kelime ile “felaket” olur.

2008 krizinin akabinde 2009 senesinde yüzde 5’e yakın küçülen ekonomi bugün ile mukayese edilmeyecek kadar iyi vaziyetteydi.

Türkiye’ye adeta sermaye yağıyordu. Yabancılar senede 15 milyar dolar doğrudan yatırıma imza atıyordu.

En basitinden bankaların ve şirketlerin döviz borcu 220 milyar dolar değildi. Borcun 114 milyar dolarının 1 sene içinde ödenmesi gibi bir mecburiyet hiç yoktu. Bütçe açıkları bu kadar fazla değildi.

EKONOMİ 2009 KRİZİNDE BİLE BUGÜNDEN SAĞLAMDI

Sağlık Bakanlığı, “hastanelerde acil ameliyatlar haricinde ameliyat yapılamaz” acziyetine düşmemişti. Mahkemelerde avukatlardan A4 kâğıt talep edilmemişti.

Aynı şekilde okul idareleri, velilerin eline “keçeli kalem, A4 kâğıdı, tahta silgisi, Arap sabunu, çamaşır suyu, deterjan ve kova” yazılı ihtiyaç listesi tutuşturmamıştı.

Konkordato için şirketler mahkeme önlerinde sabahlamıyordu.

Enflasyon yüzde 9,50 idi. Halihazırda yüzde 24. Merkez Bankası’nın gösterge faizi yüzde 13 idi. Bugün yüzde 24.

Hangi göstergeye bakılırsa bakılsın Türkiye bugün kendi kendine çıkardığı bir krizi aşmaya çalışıyor.

Türkiye tek adam rejimini tercih etmenin, hukuk devletinin icaplarından kopmanın tabii neticesi ile karşı karşıya…

Dünya ekonomisinin en istikrarlı günlerinde krize girmek başlı başına bir maharetti (!)

2008 krizini daha evvel haber vermesi ile tanınan iktisatçı Roubini’nin 2020 ikazını en fazla Türkiye’yi idare eden zevat dikkate almalı.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *